Metin Feyzioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metin Feyzioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2018 Pazar

Yağmurdan Doluya


Yağmurdan Doluya


Rifat Serdaroğlu,


Anadolu Ajansı, Konya’dan gerçek bir olayı aktardı. Olay tam bir fıkra gibi!
42 KT 759 plakalı otoda bulunan kişiler, ilerideki trafik kontrolünü fark edince arabalarını kenara çekerler. Araba sahibinin ehliyetine 

“Alkollü araç kullandığından” zaten daha önce el konulmuştur.
Diğerleri de zil-zurna sarhoştur. Yoldan geçmekte olan 26 yaşındaki Haldun Torunoğlu’na durumu anlatıp, kontrolden geçinceye 

kadar arabayı kullanmasını rica ederler. Delikanlı kabul eder ve direksiyona geçer. Trafik arabayı durdurur ve Torunoğlu’ndan alkolmetreye üflemesini ister.

Kontrol sonunda Torunoğlu 76 promil alkollü çıkar, ehliyetine ve araca el konur, 590 TL para cezası kesilir. Arabası elinden alınan adam ve içkili arkadaşları, “niye alkollü olduğunu söylemedin” diye Torunoğlu’nu döverler ve hepsi birden geceyi nezarette geçirirler!...

Tam da “Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” deyişinde olduğu gibi.
AKP’li Bakanların ve çocuklarının dibine kadar bulaştığı, ucunun Erdoğan Ailesine kadar gideceği kesin olan “Yolsuzluk-Rüşvet-Hırsızlık” olayı ardından yaşananları “Devlet Krizi” olarak niteleyen eski CHP Genel Başkanı Antalya Milletvekili Baykal “devreye girmeye” karar vererek, bir dizi görüşmeler yaptı!

Deniz Baykal 76 yaşında, Türk Siyasetinin deneyimli, birikimli ustalarındandır.
Baykal’ın “Kuyudan Adam Çıkartıp, Türk Milletinin Başına Bela Etme” gibi ilginç bir huyu da vardır.
Milletvekili seçilme hakkı olmayan Tayyip Erdoğan’ı, Anayasa’yı-Yasaları-Yüksek Seçim Kurulunu eğip bükerek, önce Milletvekili sonra Başbakan yapan kişi Deniz Bey’dir.

Deniz Bey şimdi de Başbakan yaptığı Erdoğan’ı, 12 yıl sonra Türkiye’yi
Devlet Krizine” sokmasından dolayı şikâyet etmek için turlara başladı!
Deniz Bey, Erdoğan’ı kimlere şikâyet edip çare arıyor?
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e!
Aynen “Davacının şaşkını, derdini mübaşire anlatırmış” deyişinde olduğu gibi!
Türk Siyasetinde en uzun süre parlamenterlik yapmış, CHP Genel Başkanlığı gibi önemli bir makamda bulunmuş, Başbakan 

Erdoğan’dan 16 yaş daha büyük ve tecrübeli Lider Baykal’a beraberce soralım;

* Siz Erdoğan’ın siyasi geçmişini, demokrat olmadığını, hedefinin İslam Devleti kurmak olduğunu bilmiyor muydunuz?
* Siz “Hak Yatırım’ı”, “Akabe İnşaat’ı” ,“Bereket Vakfını”, “Rabıta Örgütünü”, “Al Baraka Türk Ortaklığını”, “M.Latif Topbaş-Abdullah Tivnikli-Erdoğan-Gül tanışlığını” hiç duymadınız mı?
* Siz, “Erdoğan-Yasin El Kadı” dostluğunun esas sebebini bilmez misiniz?
* 76 yıllık ömrünüzde, rahmetli Uğur Mumcu’nun hiçbir kitabını okumadınız mı?
* Libya’da çadırda Kaddafi’nin, Erbakan ve Abdullah Gül’ün yüzlerine karşı söylediklerini ve Erbakan’ın gizli görevini duymadınız mı?
* Bosna Yardım paralarının yürütülmesini, Beşir Darçın’ı- A. Mercimek’i hiç işitmediniz mi?
* Erdoğan-Gül-Çiçek AKP’yi beraberce kurmadılar mı?
* Deniz Fenerini soruşturan Savcıların başına gelenleri ben mi yaptım?
* Bu güne kadar yapılan, Lâik Cumhuriyeti-Atatürk Türkiye’sini-Türk Ordusunu- Türk Siyasi hayatını çökertme çabalarını bunların beraberce planladıklarını bilmiyor musunuz?
* Bugün “Anayasa’nın 138. Maddesi ölmüştür” diyen Çiçek, daha önce iki kez Adalet Bakanlığı yapmadı mı? Bu makam Anayasa’mızın ve kişi hak özgürlükleri nin hançerlendiği makam değil midir?
* Sizin “Montaj Kasetinizin” bu ekip tarafından kullanıldığını, Genel Başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldığınızı unuttunuz mu?
* AKP+Cemaat+CIA işbirliği ile hazırlanan sahte-düzmece dijital delillerle, Türk Ordusunun Komuta Heyetinin yarıya yakınının zindana atılmasından Abdullah Gül’ün haberi yok mu sanıyorsunuz?
* Bu konuda Fehmi Koru’nun yazılarını da okumadınız mı?
* Tüm bunlar olurken, Lâik Cumhuriyete her gün saldırılırken, Türklük ve Atatürk Milliyetçiliği ayaklar altına alınırken, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesi çiğnenirken, Türkiye badem takımı tarafından soyulurken, Cumhuriyet Savcılarına hakaret edilirken, Mahkeme Kararları polis tarafından bilerek uygulanmazken, yani “DEVLET KRİZİ” oluşurken, Abdullah Gül TC Cumhurbaşkanı değil miydi?
* Deniz Bey, yoksa bir kaset daha mı var? Tehdit mi ediliyorsunuz? Türkiye’yi bu hale getiren kişileri, sizin gibi deneyimli biri nasıl tanımaz? Ne yapmak istiyorsunuz? Kötü örnek olduğunuzun farkında değil misiniz?

  Faydalı bir şey yapacaksanız, giyin çarıklarınızı, Anadolu’yu köy-köy dolaşıp
Türk Milletine doğruları anlatın…



Yazıyı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Profesör Metin Feyzioğlu’na da bir öneriyle tamamlayalım.

Sayın Feyzioğlu;

Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir aydınsınız. Siyasetçi bir aileden gelmeniz, akademik kimliğiniz ve mesleğinizin en üst kurulunun başkanlığını yapmanız da olumlu artılarınız. İnanıyorum ki, siz ve sizin gibi değerli insanlar Türkiye’nin geleceğinde önemli görevler üstleneceksiniz.

Lütfen acele ile hareket edip, yanlışa düşmeyin. Ülkemizin bu günkü hale gelmesinden birinci derecede sorumlu olan kişilerden “çare” aramak, onları meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
Unutmayın ki, bu yönetim, “özellikle tepedekiler” her yaptıklarını planlayarak yaparlar ve herkesi kullanmak isterler. Biraz rahatlayınca o kişiyi derhal atarlar. Hedefleri bellidir. Geri adım atmaları da taktik gereğidir.
Kendinizi, çizginizi ve kariyerinizi “Lâik Cumhuriyet-Atatürk ve Türk Milleti” düşmanı kişilere boşuna dert anlatarak harcamayın. 
Sizler Türk Milleti için çok kıymetlisiniz. Önümüzdeki günlerde nasılsa bir araya gelip, daha ayrıntılı konuşacağız. Biraz daha sakin olun, biraz daha sabır lütfen.
Bırakın, “işkembe b.kuyla kaynasın.” Türk Milleti hırsızları iyice tanısın…


***

8 Aralık 2016 Perşembe

YAĞMURDAN DOLUYA



YAĞMURDAN DOLUYA


Rıfat Serdaroğlu
Serdar'ca
06 Ocak 2014

   Anadolu Ajansı, Konya’dan gerçek bir olayı aktardı. Olay tam bir fıkra gibi!
42 KT 759 plakalı otoda bulunan kişiler, ilerideki trafik kontrolünü fark edince arabalarını kenara çekerler. Araba sahibinin ehliyetine “ Alkollü araç kullandığından ” zaten daha önce el konulmuştur.

   Diğerleri de zil-zurna sarhoştur. Yoldan geçmekte olan 26 yaşındaki Haldun Torunoğlu’na durumu anlatıp, kontrolden geçinceye kadar arabayı kullanmasını rica ederler. Delikanlı kabul eder ve direksiyona geçer. Trafik arabayı durdurur ve Torunoğlu’ndan alkolmetreye üflemesini ister.
Kontrol sonunda Torunoğlu 76 promil alkollü çıkar, ehliyetine ve araca el konur, 590 TL para cezası kesilir. Arabası elinden alınan adam ve içkili arkadaşları, “niye alkollü olduğunu söylemedin” diye Torunoğlu’nu döverler ve hepsi birden geceyi nezarette geçirirler!…

Tam da “ Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak ” deyişinde olduğu gibi.

AKP’li Bakanların ve çocuklarının dibine kadar bulaştığı, ucunun Erdoğan Ailesine kadar gideceği kesin olan Yolsuzluk-Rüşvet-Hırsızlık” olayı ardından yaşananları “Devlet Krizi” olarak niteleyen eski CHP Genel Başkanı Antalya Milletvekili Baykal “devreye girmeye” karar vererek, bir dizi görüşmeler yaptı!

Deniz Baykal 76 yaşında, Türk Siyasetinin deneyimli, birikimli ustalarındandır.
Baykal’ın “Kuyudan Adam Çıkartıp, Türk Milletinin Başına Bela Etme” gibi ilginç bir huyu da vardır.

Milletvekili seçilme hakkı olmayan Tayyip Erdoğan’ı, Anayasa’yı-Yasaları-Yüksek Seçim Kurulunu eğip bükerek, önce Milletvekili sonra Başbakan yapan kişi Deniz Bey’dir.

Deniz Bey şimdi de Başbakan yaptığı Erdoğan’ı, 12 yıl sonra Türkiye’yi
“Devlet Krizine” sokmasından dolayı şikâyet etmek için turlara başladı!
Deniz Bey, Erdoğan’ı kimlere şikâyet edip çare arıyor?
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e!
Aynen “ Davacının şaşkını, derdini mübaşire anlatırmış ” deyişinde olduğu gibi!

Türk Siyasetinde en uzun süre parlamenterlik yapmış, CHP Genel Başkanlığı gibi önemli bir makamda bulunmuş, Başbakan Erdoğan’dan 16 yaş daha büyük ve tecrübeli Lider Baykal’a beraberce soralım;

*Siz Erdoğan’ın siyasi geçmişini, demokrat olmadığını, hedefinin İslam Devleti kurmak olduğunu bilmiyor muydunuz?

*Siz “Hak Yatırım’ı”, “Akabe İnşaat’ı” ,“Bereket Vakfını”, “ Rabıta Örgütünü ”, “ Al Baraka Türk Ortaklığını ”, “ M.Latif Topbaş-Abdullah Tivnikli-Erdoğan-Gül tanışlığını ” hiç duymadınız mı?

*Siz, “Erdoğan-Yasin El Kadı” dostluğunun esas sebebini bilmez misiniz?
*76 yıllık ömrünüzde, rahmetli Uğur Mumcu’nun hiçbir kitabını okumadınız mı?
*Libya’da çadırda Kaddafi’nin, Erbakan ve Abdullah Gül’ün yüzlerine karşı söylediklerini ve Erbakan’ın gizli görevini duymadınız mı?
*Bosna Yardım paralarının yürütülmesini, Beşir Darçın’ı- A. Mercimek’i hiç işitmediniz mi?

*Erdoğan-Gül-Çiçek AKP’yi beraberce kurmadılar mı?

*Deniz Fenerini soruşturan Savcıların başına gelenleri ben mi yaptım?
*Bu güne kadar yapılan, Lâik Cumhuriyeti-Atatürk Türkiye’sini-Türk Ordusunu- Türk Siyasi hayatını çökertme çabalarını bunların beraberce planladıklarını bilmiyor musunuz?

*Bugün “Anayasa’nın 138. Maddesi ölmüştür” diyen Çiçek, daha önce iki kez Adalet Bakanlığı yapmadı mı? Bu makam Anayasa’mızın ve kişi hak özgürlüklerinin hançerlendiği makam değil midir?

*Sizin “ Montaj Kasetinizin ” bu ekip tarafından kullanıldığını, Genel Başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldığınızı unuttunuz mu?

*AKP+Cemaat+CIA işbirliği ile hazırlanan sahte-düzmece dijital delillerle, Türk Ordusunun Komuta Heyetinin yarıya yakınının zindana atılmasından
Abdullah Gül’ün haberi yok mu sanıyorsunuz?

*Bu konuda Fehmi Koru’nun yazılarını da okumadınız mı?
*Tüm bunlar olurken, Lâik Cumhuriyete her gün saldırılırken, Türklük ve Atatürk Milliyetçiliği ayaklar altına alınırken, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesi çiğnenirken, Türkiye badem takımı tarafından soyulurken, Cumhuriyet Savcılarına hakaret edilirken, Mahkeme Kararları polis tarafından bilerek uygulanmazken, yani “ DEVLET KRİZİ ” oluşurken, Abdullah Gül
TC Cumhurbaşkanı değil miydi?

*Deniz Bey, yoksa bir kaset daha mı var? Tehdit mi ediliyorsunuz? Türkiye’yi bu hale getiren kişileri, sizin gibi deneyimli biri nasıl tanımaz? Ne yapmak istiyorsunuz? Kötü örnek olduğunuzun farkında değil misiniz?
Faydalı bir şey yapacaksanız, giyin çarıklarınızı, Anadolu’yu köy-köy dolaşıp Türk Milletine doğruları anlatın…

Yazıyı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Profesör Metin Feyzioğlu’na da bir öneriyle tamamlayalım.

Sayın Feyzioğlu;

Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir aydınsınız. Siyasetçi bir aileden gelmeniz, akademik kimliğiniz ve mesleğinizin en üst kurulunun başkanlığını yapmanız da olumlu artılarınız. İnanıyorum ki, siz ve sizin gibi değerli insanlar Türkiye’nin geleceğinde önemli görevler üstleneceksiniz.
Lütfen acele ile hareket edip, yanlışa düşmeyin. Ülkemizin bu günkü hale gelmesinden birinci derecede sorumlu olan kişilerden “çare” aramak, onları meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
Unutmayın ki, bu yönetim, “ Özellikle Tepedekiler ” her yaptıklarını planlayarak yaparlar ve herkesi kullanmak isterler. Biraz rahatlayınca o kişiyi derhal atarlar. Hedefleri bellidir. Geri adım atmaları da taktik gereğidir.
Kendinizi, çizginizi ve kariyerinizi “ Lâik Cumhuriyet-Atatürk ve Türk Milleti” düşmanı kişilere boşuna dert anlatarak harcamayın. Sizler Türk Milleti için çok kıymetlisiniz. Önümüzdeki günlerde nasılsa bir araya gelip, daha ayrıntılı konuşacağız. Biraz daha sakin olun, biraz daha sabır lütfen.
Bırakın, “ İşkembe b.kuyla kaynasın.” Türk Milleti hırsızları iyice tanısın…

Sağlık ve başarı dileklerimle 
06 Ocak 2014
Rifat Serdaroğlu

https://rifatserdaroglu.com/2014/01/06/yagmurdan-doluya/

***

9 Nisan 2016 Cumartesi

Metin Feyzioğlu Nereye Koşuyor



Metin Feyzioğlu Nereye Koşuyor 



Av. Mehmet Ali Ersoy
Tarih:10/03/2014 
Türü:İç Politika 


 İlker Başbuğ tutuklanıyor, ancak Başbakan buna karşıymış gibi yol ayrımının ilk hamlesi gösteriliyor.

Arkasından Hakan Fidan ın sorguya çağrılması ve dershane kapatma kararı sıralanmış.

Oysa ki Başbakan o tarihlerde ben bu davaların savcısıyım demekteydi. 

Feyzioğlu bunu nasıl unutur? Unutmuş olma ihtimali nedir?

Ve devam ediyor; 


 
www.acikistihbarat.com
11.03.2014


Metin Feyzioğlu'ndan Almanya da ilginç çıkış;

''12 yıl süren bir koalisyon var. AK Parti ile cemaat ilişkisindeki kırılma noktaları; "İlker Başbuğ’un tutuklanması, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın sorguya çağrılması, Başbakan’ın Ortadoğu’da mezhepçi bir politika izlemesi, dershanelerin kapatılması kararı ve 17 Aralık operasyonu."

Bu cümlede enteresan bir şekilde yapılan sıralama ile mesajlar veriliyor. 

İlker Başbuğ tutuklanıyor, ancak Başbakan buna karşıymış gibi yol ayrımının ilk hamlesi gösteriliyor. 

Arkasından Hakan Fidan ın sorguya çağrılması ve dershane kapatma kararı sıralanmış. 

Oysa ki Başbakan o tarihlerde ben bu davaların savcısıyım demekteydi. 

Feyzioğlu bunu nasıl unutur? Unutmuş olma ihtimali nedir?

Ve devam ediyor;

"17 Aralık’ta düğmeye basılmasının nedeni yolsuzlukla mücadele filan değildir. Düğmeye basılmasının sebebi iktidarın AKP kanadını silkelemektir. Dolayısıyla amacı yolsuzlukla mücadele olmayan bir soruşturmanın, Türkiye’deki bütün yolsuzlukların üzerine samimiyetle gittiğini kabul etmiyorum. Seçtiği yolsuzlukların üzerine gidiyor. Bana yolsuzluk soruşturmasını yürütenleri kahraman gibi göstermeye kalkmayın ''

Öyle tatlı bir üslup ile AKP yi savunuyor ki, operasyonun amacı AKP yi yıkmaktır, gerisi hikaye demeye getirmiş. 

Söylediği yer Almanya. Köln kentinde, Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu'nun düzenlediği toplantıda söyleniyor. 

8'i Türk 10 kişiyi öldüren ırkçı NSU Örgütü davası hakkında açıklama yaparken sözün devamını buraya bağlıyor. 

Hani geçenlerde Başbakan ın gidip de Merkel den yüz bulamadan döndüğü, Deniz Feneri Ev. davasının görüldüğü Almanya da. 

Alman ırkçılığının yargılandığı bir davayı koz kullanarak AKP yi savunuyor. 

Ne diyor? 

Soruşturmayı yapanlar seçtiği yolsuzlukların üzerine gidiyor. 

Ne demek 12 yıldır kim iktidarda? 

Yolsuzluğu muhalefetin yapmasını mı bekliyordunuz sayın Feyzioğlu? 

Yazmak istemedim, sustum. Gelecek tepkileri tahmin ediyordum. 

AKP lilerin çağın lideri fanatizmi gibi muhaliflerin de kahraman yaratma fanatizmi var. Ancak iş sempati boyutunu aştı. 

Başbuğ un tahliye edildiği gün Silivri de yanında gördüğümde şaşırdım. 

Ankara da görevli Başkan Silivri de akşamın bir saati tahliye nöbeti tutuyor. Görev yeri Ankara. 

Pekiyi nereden biliyor tahliye olacağını. Kesin bilgi verilmese bu kadar yoğun bir başkanın orada olma ihtimali nedir?

Başbuğ un sağ yanında ve "Başbuğ bir yanımda Avukatım, diğer yanımda Başkanım" demek zorunda kalıyor. 

Görüntü verildi fotoğraf tamam.Başbakan ın yanına gitti görüştü ve çıktı. 

İlk cümle grevdeki işçilere müjde oldu. 

Ülke kıvranıyor ve grevdeki işçileri görüşüp düşünme sözü almış. 

İnsanın aklına gelmiyor değil. Erdoğan kendi Bakanlarını dahi biraz parladımı geri çeker. Hele ki kendisinden olmayanı asla öne çıkarmaz, parlatmaz. 


Açık İstihbarat @ 2014


http://acikistihbarat.com/Sayfalar/haberdetay.aspx?id=10468


..
d=10469


..