1945 -1950 ARASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1945 -1950 ARASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2016 Pazartesi

1945 -1950 ARASI “ DEMOKRATİKLEŞME ” SÜRECİNDE BASIN BÖLÜM 2

1945 -1950 ARASI “ DEMOKRATİKLEŞME ”  SÜRECİNDE BASIN  BÖLÜM 2


Sırası ile bu defa da Yedi Sekiz Pasa, Bizim Pasa, Öküz Mehmet Pasa ve Medet adları altında yayınlanmış, ancak bunlar da kapatılmışlardır. Bu kosullar altında yayınını sürdüremeyerek 10 Temmuz 1950 tarihinde çıkarılmasına son verilmiştir.25 

1946-1950 yılları arasında, ülkedeki tüm demokratikleşme söylemlerine karsın, uygulamalar tam tersi olmuştur. Gazeteciler ve yazarlar aleyhine çok sayıda ceza davası açılmış, çoğu gazeteci ve yazar bu nedenle tutuklanarak ceza evine konulmuş, ancak yargılama sırasında bunlardan büyük bir kısmı tahliye edilmişler ve sonunda da haklarında beraat kararı verilmistir. Bu tür davalar içinde göze çarpan belli baslıları sunlardır: 

Tan matbaasının tahribinden sonra, gazetenin sahibi, yazı isleri müdürü ve yazarları hakkında hükümete hakaret ettikleri iddiası ile ceza davası açılmıştır. 
Bu dava kapsamında Zekeriya Sertel, Sabiha Sertel, Cami Baykurt ve Halil Lütfi Dördüncü 20 Subat 1946’da tutuklanmıslar, 23 Mart 1946’da çesitli hapis cezalarına çarptırılmışlar 26 , ancak Yargıtay tarafından bu cezaları 14 Mayıs 1946’da bozulmuş ve serbest bırakılmışlardır.27 

Ceza evindeki hükümlü ve tutukluların içinde bulundukları kosulları elestirdikleri için Tan, Halil Lütfi Dördüncü, Cami Baykurt ve Esat Adil Müstecaplıoğlu hakkında ceza davası açılmıştır.28 

Esat Adil Müstecaplıoğlu hakkında ayrıca, kendisi Cumhuriyet Savcısı, baska bir deyisle kamu görevlisi olduğu için, kamu görevlileri siyasetle uğraşamayacakları 
gerekçesiyle bir baska dava açılmıstır.29 

İzmir’de İzmir gazetesi yazarlarından Müçteba Üstündağ TBMM’ne hakaretten tutuklanmıstır.30 

Sabahattin Ali, Falih Rıfkı Atay’a hakaretten üç ay hapis cezasına mahkum olmustur.31 
Sabahattin Ali ayrıca, Cemil Barlas’a hakaretten 4 ay hapis cezasına çarptırılmıstır.32 

25 Marko Paşa hakkında bkz. Levent Cantek, Markopasa – Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi, Dletisim Yayınevi, Dstanbul, 2001. 
26 Bkz. Ek-7. 
27 Vatan, 15 Mayıs 1946 Bkz Ek-8. 
28 Ulus, 27 Nisan 1946. 
29 Vatan, 28 Nisan 1946. 
30 M. Taner Beyazıt, Dzmir Basınında Demokrasi Mücadelesi, 1923-1950, Dzmir, 1993, s. 231. 
31 Ulus, 29 Nisan 1946. 
32 Ulus, 11 Mart 1947. 

Samim Kocagöz, Vatan gazetesinde yayınlanan bir yazısından dolayı 2 Eylül 1946’da tutuklanmıs, ancak yargılama sonunda beraat etmiştir.33 

Ankara’da yayınlanan Başkent gazetesinde yazdığı bir yazıda hükümete hakaret ettiği gerekçesiyle Kazım Arar ve yazıisleri müdürü Yalçın Uraz hakkında ceza davası açılmıs, aynı gazetedeki bir yazısından dolayı Cumhuriyet Savcısı Remzi Balkanlı, Müstecaplıoğlu için açılan davadaki aynı gerekçe ile yargılanmıstır.34 

Remzi Balkanlı, 5 Nisan 1947’de bir ay beş gün hapis cezasına çarptırılmıstır.35 
Aynı gazetede bir yazısından dolayı Sabri Yurdabekçi ile yazıisleri müdürü Kazım Arar altısar ay hapis cezasına mahkum olmuşlardır.36 
Aziz Nesin, hükümete hakaret suçundan İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nce on ay hapse ve ayrıca sürgün cezasına çarptırılmıştır.37 

Trabzon’da yayınlanan Trabzon gazetesi muhabiri Vural adlı kisi ile yazıişleri müdürü Kemal Kefeli üçer ay hapis cezası ile cezalandırılmışlardır.38 

Ankara’da yayınlanan Kuvvet gazetesi sahipleri Hamdi Arpağ ve Ali Rıza Baskan ile yazıisleri müdürü Nizam Payzın, Matbuat Kanunu’nun 34. maddesine aykırı 
davranmaktan yargılanmışlardır.39 

Adnan Menderes’in, T.B.M.M.’nin mesruiyetini sorguladığı ve hükümete hakaret ettiği iddia edilen bir konusmasını gazetelerinde yayınladıkları için bazı 
gazeteciler tutuklanmıştır. İzmir’de yayınlanan Demokrat İzmir gazetesinden Adnan Düvenci, Mithat Perin; Yeni Asır gazetesinden Ali Sevki Bilgin, Adnan 
Bilget; Kuvvet gazetesinden Salih Gürkan, Samet Ağaoğlu; Tasvir gazetesinden Atıf Sakar ve Demokrat gazetesinden Fuat Arna, tutuklu yargılandıkları bu 
davanın sonunda beraat etmişlerdir.40 

33 Çetin Yetkin, Siyasal Dktidar Sanata Karsı, Ankara, Bilgi Kitabevi, 1970, s. 145. 
34 Ulus, 19 Aralık 1946. 
35 Ulus, 6 Nisan 1947. 
36 Ulus, 28 Ocak 1947. 
37 Yetkin, Siyasal Dktidar Sanata Karsı, s. 145. 
38 Ulus, 7 Haziran 1947. 
39 Ulus, 8 Temmuz 1947. 
40 Ulus,10 Ağustos 1947. 

Mehmet Ali Aybar, 3 Mart 1948’de Zincirli Hürriyet’te yayınlanan bir yazısında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hakaret ettiği iddiası ile yargılanmış ve üç yıl ağır hapis cezasına mahkum olmuştur.41 

Bunlar, ele alınan dönemdeki basın davalarından yalnızca bir bölümüdür. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine aykırı davranıldığı iddiası ile 
edebiyatçılara açılan davalar da bulunmaktadır. 

3. BASINDAKİ YORUM VE DEĞERLENDİRMELER 

3.1. CHP yanlısı yayın organlarında 


Demokratiklesme olarak adlandırılan bu süreçte iktidarda bulunan CHP üyesi veya yandası yazarlar, rejimi ve hükümeti elestirirken asırılığa kaçmaması, rejimi tehlikeye düsürecek yazılar yazmaması konusunda muhalif basını sürekli bir biçimde uyarmıslardır. Çoğu zaman da yasal sınırların asıldığını, bu uyarılarının dikkate alınmadığını, ağırlasan dış siyasal kosulların göz önünde tutulmadığını, bu nedenle de Türkiye’nin güç durumda bırakılabileceğini, devlet otoritesini sarsıcı yayınlar yapıldığını, hatta muhalif basının Sovyetler Birliği’nin ve komünizmin sözcüsü olduğunu öne sürmüşlerdir. Dktidar yanlısı basın cephesinde bu tür yayınlara karsı alınan ve alınacak olan önlemlerin doğal karsılanması görüsü egemendir. 

Örneğin, Halkevleri’nin yayın organı Ülkü dergisinin 1 Temmuz 1946 tarihli sayısında Hıfzı Rasit Öymen, CHP’yi elestirenleri “yapıcı ve tenkid fikri 
yerine büyük bir gaflet çukuruna düsmüs” olarak nitelendirmistir.42 Yine aynı derginin 1 Ekim 1946 günlü sayısında Kemal Turhan söyle demektedir: 

“…bir takım gazeteler…. Bir nevi bağımsızlık kisvesi altına büründüler, memleket idaresinin ve milli toplulukların haysiyet ve serefine yüklendiler. Bunu bir sürüm vasıtası yaptılar. Hele seçimler bu çesit kazanç düskünleri için kaçırılmaz birer fırsat sayıldı. Kararmış gözlerle nelere saldırılmadı! 

Ağırlasan siyasi sartlar içinde memleketin istiklali ve toprak bütünlüğü üzerinde daha hisli ve uyanık olanlar, bazı gazetelerin devamlıca otoriteyi sarsmasına ve milli toplulukların haysiyet ve şerefine saldırmasına göz yumamazlardı….”43 

41 Mehmet Ali Aybar, Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm – Seçmeler, 1945-1967, Dstanbul, Gerçek Yayınevi, 1968, s.124-128. 
42 Hıfzı Rasit Öymen, “Propaganda ve Hafıza Kanunları”, Ülkü – Milli Kültür Dergisi, sayı 115, 1 Temmuz 1946, s. 3. 
43 Kemal Turan, “Bir Güven Konusu”, Ülkü – Milli Kültür Dergisi, sayı 121, 1 Ekim 1946, s.1. Bkz. Ek 9. 

Falih Rıfkı Atay, basyazarı olduğu CHP’nin yayın organı Ulus gazetesinde şunları yazmıştır: “ Esef edilecek nokta sudur ki, muhalifler Türkiye meselesinin bütün ağırlığıyla ortaya çıktığı su zamanlarda dahi kızıl kola tahrik fırsatı vermenin zararlarını iyice kavramamıstır.”44 

Başbakan Recep Peker’in 17 Temmuz 1946 tarihli Ulus gazetesinde yayınlanan konusmasının basınla ilgili bir bölümü de söyledir: 

“İşte ‘ Görüşler ’ yerine ‘ Gün ’ adıyla bir Komünist dergi çıkıyor. ‘ Tan ’ yerine ‘ Gerçek ’ adıyla gündelik kızıl bir gazete seçim gürültülerinin havası içinde beslenerek ve kendi ölçüsüne göre sözüm ona hakiki demokrasinin davacısı hüviyetini takınarak sınıf kavgası edebiyatının zehrini saçıyor…”45 

DP’nin elestiri ve görüslerini basın aracılığıyla kamuoyuna duyurması, idarenin DP yanlısı basına karsı uyguladığı önlem ve engellemeleri tetiklediği söylenebilir. CHP ve DP taraflı yayın organlarında muhalefete ve iktidara karşı izlenen sert tutum, aynı sertlikteki tartışmaları TBMM’ye taşımıştır. Havanın çok gerginleştiği bir anda Cumhurbaşkanı her iki parti arasında bir hakem sıfatıyla, bu partilerin yöneticileri ile görüştükten sonra, Türk siyasal tarihinde “ 12 Temmuz Beyannamesi ” olarak anılan bir bildiri yayınlamıştır. Bu bildiride, muhalefetin, dolayısıyla da muhalif basının iktidar ile aynı olanak ve güvence içinde olacaklarını açıklamıstır. Ancak, bu bildirinin uygulamada bir yararı olmamıstır. Ulus gazetesinde imzasız olarak yayınlanan “ İşi Azıttılar ” başlıklı bir yazıda, eleştiri ve saldırıların “ Normal siyasi münasebetlerin eşini kaydetmediği bir tarzda ” olduğu belirtilmiştir.46 

44 Falih Rıfkı Atay, “Tahriklerin Devamlı Kaynağı”, Ulus,31 Ağustos 1946. 
45 “Recep Peker’in Konusması”, Ulus, 17 Temmuz 1946. 
46 “Dsi Azıttılar”, Ulus, 11 Aralık 1947. 

Türkiye’nin, Sovyetler Birliği’nin kendisine yönelttiği tehditlere karsı ABD’nin desteğini sağlamaya çalıştığı bir süreçte 47 DP’nin ve yandası basının iktidarı 
“ Demokrasiye gerçekten geçmek İstememek ” le suçlamaları, 48 CHP’li yazarların üstünde durduğu bir baska konudur. Asağıda görüleceği üzere, muhalif basın, çok partili sisteme geçisin Sovyetler Birliği’ne karsı ABD’nin desteğini elde etmek için bir aldatmaca, bir oyun olduğunu öne sürmektedir. 

1950 seçimlerini kazanan DP iktidarında başbakan olacak olan Adnan Menderes ’in bile Komünistlikle suçlanmış olması, 49 CHP’nin DP’nin muhalif basınına karşı nasıl bir tutum içinde olduğunu açıkça ortaya koyduğu söylenebilir. CHP iktidarı nın DP yanlısı basına karsı izlediği tutum, 14 Mayıs 1950 seçimlerine doğru aynı çizgide, ama daha Şiddetlenerek sürmüştür. 

3.2. Muhalif yayın organlarında 

Muhalif basın, iktidara yakın yayın organlarının tam tersi savlarla kendini anlatma derdi içine girmiştir. Muhalif basında ilk göze çarpan tutum, komünizm ile bir ilgilerinin olmadığı, hatta kendilerinin antikomünist olduklarını kanıtlamak çabası olmustur.50 Bir baska göze çarpan husus, CHP iktidarının çok partili düzene geçmek girisiminde samimi olmadığı yolundaki yayınlardır. Sabiha Sertel’in kaleme aldığıasağıdaki yazısı örnek olarak gösterilebilir: 

“Türkiye’de rejim, hangi tarafa çekersek hangi manada kullanırsak, muayyen bir zümrenin keyfine göre, hangi manada tefsir edersek mahiyetini değiştiren bir idare sistemi midir, yoksa orta oyunu mudur? Birinci perde de sahnede nazizm mizanseni vardır, aktörler Cloyter rolünü oynarlar. İkinci perde de sahnenin demokrat mizanseni vardır, aynı aktörler bir Abraham Lincoln rolü oynarlar. Üçüncü perdenin mizanseni sosyalisttir, yine aynı aktörler bir Fourier veya Sen Simon rolü oynarlar. 

47 Bu tarihlerde ABD, yardım edeceği veya destekleyeceği ülkelerin demokratik rejime sahip olmasını sart kosmaktaydı. 

48 Örneğin; Nihat Erim, “Çirkin Bir Taktik”, Ulus, 17 Mayıs 1946; “Köprülü Memleketi Nasıl Jurnal Ediyor”, Ulus, 15 Mayıs 1946. 

49 Adnan Menderes, “Teessür Verici Bir Manzara”, Vatan, 19 Mayıs 1946. 

50 Örneğin, DP’nin kuruluş asamasında kurucular ile birlikte hareket eden Zekeriya Sertel, 11 Ekim 1945 tarihli Tan’da “Okuyucularımla Açık Konusma” baslıklı yazısında kendisinin komünist olmadığını kanıtlamak istemiştir. Zekeriya Sertel, “ Okuyucularımla Açık Konuşma ”, Tan 11 Ekim 1945. 

Böyle değilse, Tarihin hangi  devrinde bir Rejimin böyle muhtelif mahiyeti olduğu görülmüştür.” 51 

KAYNAKÇA

Kitaplar ve Makaleler Atay, Falih R.: 

Öte yandan, muhalif basın, II. Dünya Savası kosulları yüzünden halkın çektiği sıkıntıları CHP’nin halkı ezmesi olarak dile getirmis, devletçiliğin halkı sömürmek için kullanıldığı suçlamasında bulunmus, her olanakta iktidarın polis ve jandarma aracılığı ile zulüm yaptığını öne sürmüs, 1946 seçimlerinde yolsuzluk yapıldığını belirtmiştir.

Aybar, Mehmet A.: 52 Beyazıt, Taner: 

5. SONUÇ 

Cantek, Levent: 

Bir ülkede demokrasinin var olup olmadığının önemli kriterlerinden biri de, basın özgürlüğüdür. Antidemokratik rejimlere sahip ülkelerde basın özgürlüğünün olduğunu söylemek söz konusu olamaz. 

Çalıslar, Oral: 

Türkiye’de de çok partili demokratik düzene geçilirken basın üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, Erim, Nihat: basına özgürlük tanınması gerekmistir. Bu amaçla, yeni yasal düzenlemeler yapılmıştır. 

Erkin, Feridun C.: 

Ancak, yeni yasal düzenlemelere rağmen, basın rejiminin özgürlestirilmesi sancısız değildir. Özgürlükçü bir basın rejimine geçisi güçleştiren olgular bir yandan iktidardan, bir yandan da muhalefetten kaynaklanmıştır. 

İşkit, Server: 


Hükümet ve hükümet yanlısı yazarlar, muhalif basının rejimi tehlikeye düşürücü, izlenen dış politikayı zayıflatıcı, tahrikçi yayınlar yaptığını öne sürerken; muhalif basın ise, hükümetin eski baskıcı alıskanlıklarından vazgeçemediğini, çok partili demokratik düzene geçmekte samimi olmadığını savunmuslar ve sıkıyönetimin iki yıl daha sürmesinden de yakınmışlardır. 

Kabacalı, Alpay: 

Bu arada, Sovyetler Birliği’nin üs ve toprak talepleri karsısında dış destek arayan hükümet, basının bu tür elestirilerinden rahatsız olarak yandası basın aracılığı ile sert bir tepki göstermistir. Bu çerçevede her iki tarafça da çok sert ve kırıcı yayınlar yapıldığı görülmektedir. Bu gerçeklere rağmen, çok partili demokratik düzene geçişte basının önemli bir işlevi olduğu; 

Koçak, Cemil: 

Türkiye’de demokratikleşme nin ve buna bağlı olarak basın özgürlüğünün kazanılmasının sancılı geçtiği söylenmelidir. Menderes, Adnan: 

Nadi, Nadir: 

51 Sabiha Sertel, “Bu Bir Orta Oyunu Mudur?”, Tan, 5 Aralık 1945. 
52 Yetkin, Karsıdevrim, 1945-1950, s. 575. 


“ Tahriklerin Devamlı Kaynağı ”, Ulus, 31 Ağustos 1946. 

Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm – Seçmeler, 1945-1967, Dstanbul, Gerçek Yayınevi, 1968. 

İzmir Basınında Demokrasi Mücadelesi, 1923-1950, İzmir, 1993. 

Markopasa – Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi, İstanbul, Dletisim Yayınevi, 2001. 

“Tan Matbaası Davası Bitti Mi? ”, Cumhuriyet, 4 Aralık 1945. 

“ Çirkin Bir Taktik ”, Ulus, 17 Mayıs 1946. 

Türk-Sovyet İlişkileri ve Boğazlar Meselesi, Ankara, 1968. 

Türkiye’de Matbuat Ddareleri ve Politikaları, Ankara, Basvekâlet Basın ve Yayın Umum Müdürlüğü Yayını, 1943. 

Başlangıçtan Günümüze Türkiye’de Basın Sansürü, İstanbul, Gazeteciler Cemiyeti Yayınları, 1990. 

“ Tan Olayı ”, Tarih ve Toplum Dergisi, C.IV. 1985, s.374-378. 

Türk Basınında Demokrasi, 2. basım, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1999. 

“ İkinci Dünya Savası ve Türk Basını ”, Tarih Ve Toplum Dergisi, C.VI, 1986, s.286-297. 

“ Teessür Verici Bir Manzara ”, Vatan, 19 Mayıs 1946. Perde Aralığından, 2. basım, İstanbul, Cumhuriyet Yayınları, 1965. 


Öymen, Hıfzı R.: “Propaganda ve Hafıza Kanunları”, Ülkü – Milli Kültür Dergisi, No.115, 1 Temmuz 1946, s. 3. 

Özek, Çetin: 141-142, Dstanbul, Ararat Yayınevi, 1968. 

Sertel, Sabiha: “Bu Bir Orta Oyunu Mudur?”, Tan, 5 Aralık 1945. ………………. Bir Roman Gibi, 1919-1950, Dstanbul, Ant Yayını, 1969. 

Sertel, Yıldız: “ Çok Satan, Ciddî Günlük Gazete Tan ”, Cumhuriyet Dergi, 28 Ocak 1996. 
………………. “ Özgürlük Savasçılarına Cumhuriyet, 4 Aralık 1995. Baltayla Saldırı ”, 
………………. “ Tarihten Bir Yaprak –Tan Olaylarının Perde Arkası ”, Cumhuriyet, 1 Aralık 1998. 
Sertel, Zekeriya M.: Hatırladıklarım (1905-1950), Dstanbul, 1968. 
………………. “ Okuyucularımla Açık Konuşma ”, Tan, 11 Ekim 1945. 
Topuz, Hıfzı: “ Tan ve Bitmeyen Aralık 1995. ''

'' Devlet Terörü ”, Cumhuriyet, 4 Turan, Kemal: “ Bir Güven Konusu ”, Ülkü – Milli Kültür Dergisi, No. 121, 1 Ekim 1946, s.1. 
Yetkin, Çetin: Karşıdevrim, 1945-1950, 6. basım, Antalya, Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları, 2007. 
………………. Siyasal İktidar Sanata Karşı, Ankara, Bilgi Kitabevi, 1970. 

TBMM Tutanak Dergisi 
TBMM TD, C. XXII, s. 222. 
Resmi Gazete 
Resmi Gazete, 8Ağustos 1931. 
Resmi Gazete, No. 4501, 6 Mayıs 1940. 
Düstur 
Düstur, 3.Tertip, C.XII, Tesrinisani 1930-Teşrinievvel 1931, s. 1069-1085. 
Düstur, 3.Tertip, C. XXI, Tesrinisani 1939-1940, s. 754-756. 
Dergiler 
Marko Pasa, 25 Kasım 1946, No.1. 
Marko Pasa, 17 Aralık 1948, No. 8. 
Gazeteler 
Tan, Ulus ve Vatan gazetelerine ait çeşitli sayılar. 

EKLER;


Ek-1




İsmet İnönü’nün 19 Mayıs 1945’teki “ Gençliğe Hitap ” konuşması Türkiye’deki siyasetin özgürleştirilmesi ve demokrasiye geçişin ilk işareti sayılmaktadır. 

EK 2



4 Aralık 1945 sabahı saat 10’da İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden oluşan bir grup öğrenci Beyazıt Meydanında toplanıp Babıâli’ye yürüdüler. Babıâli’deki Tan gazetesi ve sol yayınları satan kitap evleri yağmalandı. Ardından da grup, Beyoğlu’na giderek Görüşler dergisi, Yeni Dünya ve La Turquie gazetelerine saldırdı. 

Ek-3 

Sabiha ve Zekeriya Sertel’in İnönü iktidarını sert biçimde eleştirdiği yazılarının yer aldığı Tan gazetesinin bazıları. 






22 Ağustos 1945 tarihli Tan gazetesi 







12 Ağustos 1945 tarihli Tan gazetesi 





25 Ağustos 1945 tarihli Tan gazetesi 


2 Eylül 1945 tarihli Tan gazetesi 







8 Eylül 1945 tarihli Tan gazetesi 






11 Eylül 1945 tarihli Tan gazetesi 





15 Eylül 1945 tarihli Tan gazetesi 





21 Eylül 1945 tarihli Tan gazetesi 






22 Kasım 1945 tarihli Tan gazetesi 




7 Ekim 1945 tarihli Tan gazetesi 



30 Kasım 1945 tarihli Tan gazetesi 







23 Kasım 1945 tarihli Tan gazetesi 




Hüseyin Cahit Yalçın 





Sabattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mustafa Mim Uykusuz’un yazarlığını yaptığı, Türk basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biri olan 25 Kasım 1946 tarihli Marko Pasa’nın ilk sayısı. 







-Bu ne hal ulan; kıçın bütçemiz gibi açılmıŞ! 
Çizgi: Mim Uykusuz (Marko Pasa, 17 Aralık 1948, Sayı: 8) 







23 Mart 1946’da çesitli hapis cezaları verilen Zekeriya Sertel, Sabiha Sertel, Cami Baykurt ve Halil Lütfi Dördüncü (soldan sağa) 
Tan gazetesine yönelik saldırının ardından Sabiha ve Zekeriya Sertel hakkında 
“ Hükümetin ve meclisin manevi Şahsiyetine hakaret ” ten dava açıldı. Yargılanmanın ardından Serteller beraat ettiler. 



Ülkü dergisinin 1 Ekim 1946 tarihli ve 121. sayısında Kemal Turan’ın konuşması. 


BARIŞ YETKİN 
1945-1950 ARASI “ DEMOKRATİKLEŞME ” SÜRECİNDE BASIN 

http://ataturkilkeleri.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2013/03/ydta-17-18-yetkin.pdf




..

22 Ocak 2016 Cuma

1945 -1950 ARASI DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE BASIN




1945 -1950 ARASI  DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE BASIN



Oy uğruna dini siyasallaştırma adımını atan CHP, bir adım daha ileriye giderek Türk Devrimi'nin kurumlarını bugün olduğu gibi yasa çıkararak ortadan kaldırma gayretine giriyordu. Prof. Dr. Çetin Yetkin'in tespitine göre 1 Mart 1950'de TBMM "Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklarla Birtakım Unvanların Meni ve İlgasına Dair olan 677 Sayılı Kanunun 1. Maddesine Bir Fıkra Eklenmesine Dair Kanun" kabul edilerek türbelerin yeniden açılması, yeniden türbedarlıklar kurulması yasa ile gerçekleştiriliyordu. (TBMM TD, Dönem 8, C.XXV-I Toplantı 4, Bileşim 57, 1 Mart 1950, Oturum 1, S. 36)


KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE TÜRKİYE 


Küreselleşme sürecinin Türkiye üzerindeki etkileri incelenmeye başlandığında, ilk göze çarpan husus, Türkiye’nin küreselleşmenin yukarıda bahsedilen tüm boyutlarından dünyadaki birçok ülkeye kıyasla, oldukça yüksek bir düzeyde etkilenmekte olduğudur. Bu durumun temel bir nedeni, Türkiye’nin jeo-stratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Türkiye, Batı’yla Doğu’nun, Kuzey’le Güney’in buluştuğu bir noktada, Avrasya’nın merkezinde yer almakta olup, küreselleşmenin etkilerine geniş oranda açık durumdadır. Türkiye’nin küreselleşme sürecinden büyük ölçüde etkilenmekte olmasının diğer bir nedeni de coğrafyasında barındırdığı insan topluluğunun özelliğine ilişkindir. Türkiye, sahip olduğu özel coğrafi konumu ve köklü tarihi nedeniyle kültürler ve medeniyetlerarası diyaloğa ev sahipliği yapan bir ülke konumundadır. Esasen farklı insan toplulukları arasındaki ilişki ve etkileşimlerin radikal bir şekilde artışı olarak tanımlanan küreselleşmenin, bu özelliği haiz bir ülkeye büyük ölçülerde etki yapması kaçınılmazdır. Küreselleşmenin Türkiye üzerindeki etkilerini, küreselleşmenin mevcut tüm boyutları çerçevesinde gözlemlemek mümkündür. Örneğin, ekonomik küreselleşmenin dina Uluslararası Ekonomik Sorunlar 33 Fırat BAYAR miklerine uyum sağlamak ve dünya ekonomisi ile bütünleşebilmek amacıyla Türkiye ekonomisi, 1980 sonrasında köklü bir yapısal değişim geçirmiştir. Bu dönemde, korumacı ve ithal ikameci ekonomik yapı, yerini serbest pazar ve ihracat teşviklerine dayanan, dış ticaretin, kurun, faizin ve sermaye hesabının serbestleştirilmiş olduğu bir yapıya terk etmiştir. Benzer şekilde, mevcut siyasi küreselleşme trendleri çerçevesinde, Türkiye, özellikle son dönemde demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadının statüsü gibi konuların yanında şeffaflık, hesap verebilirlik gibi temel yönetişim ilkelerinin yerleştirilmesi ve uygulanması çerçevesinde büyük mesafe katetmiştir. Tabiatıyla, bu süreçte, Türk halkının kalkınma çabalarını evrensel değerler zemininde yürütme iradesi de etkili olmaktadır. Öte yandan, küreselleşmenin güvenlik boyutu, Türkiye’yi uluslararası terörizmle mücadele, silahların kontrolü ve silahsızlanma, yasadışı göç, insan ticareti, organize suç, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti ve karaparayla mücadele gibi konularla çok daha kapsamlı ve derin bir şekilde ilgilenmeye zorlamakta, bu konularda bölgesel ve uluslararası işbirliğinde öncü rol almaya yöneltmektedir. 

Küreselleşmenin çevresel/demografik boyutu da Türkiye üzerinde türlü etkilerde bulunmaktadır. Örneğin, çevre dostu üretim ve tüketim, Türkiye’de giderek artan bir şekilde dikkate alınmaya başlanmıştır. Benzer şekilde, küreselleşmenin demografik boyutunun etkisiyle, ülke genelindeki nüfus artış hızının düşme eğilimine girdiği gözlenmektedir. Son olarak, Türkiye’nin küreselleşmenin kültürel boyutundan da yaygın bir biçimde etkilendiği, bu bağlamda, Türk toplumunun beğeni ve ilgi alanlarının, özellikle son yıllarda, ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiği söylenebilir. Ancak, bu, küresel düzeyde tanınan kültürel ve üretim biçimlerinin Türkiye’de yer etmesi kadar, Türk kültür öğelerinin uluslararası tanınırlığının da artması şeklinde gerçekleşmektedir. Yukarıda değinilen tüm hususlar, küreselleşme sürecinin Türkiye üzerindeki etkilerine ilişkindir. Bu çerçevede, son olarak değinilmesinde yarar görülen konu ise Türkiye’nin küreselleşme sürecinin olumlu yönde ilerleyebilmesi için ne ölçüde katkı- da bulunabileceğidir. Bir başka deyişle, Türkiye’nin de belirli ölçülerde küreselleşme sürecine etki etme kapasitesi bulunmaktadır. Bunun temel nedeni, bu çalışmanın ilk 34 Uluslararası Ekonomik Sorunlar Küreselleşme Kavramı ve Küreselleşme Sürecinde Türkiye bölümünde ifade edildiği üzere, küreselleşme sürecinin tek yönlü olarak ilerlememesi, son derece dinamik bir süreci içermesi ve karşılaştığı yeni unsurları bünyesine katarak sürekli biçimde sentezlenen bir yapısı olmasıdır. Bu çerçeveden baktığımızda, Türkiye’nin, jeo-stratejik konumu itibariyle küreselleşmenin siyasi/güvenlik boyutu çerçevesinde önemli bir role sahip olduğu görülmektedir. 

Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz, Orta Doğu, Akdeniz ve Orta Asya ile Avrupa’nın doğal kesişim noktasında bir istikrar unsuru olması itibariyle öncelikle bölgesel, sonrasında uluslararası istikrarın sağlanmasında önemli bir rol almakta, bu itibarla küreselleşmenin siyasi/güvenlik boyutuna olumlu yönde katkıda bulunmaktadır. Türkiye’nin 17 Ekim 2008 tarihinde BM Genel Kurulunda yapılan oylama neticesinde 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyelik adaylığına seçilmesi, bu çerçeveden bakınca daha anlamlı bir hale gelmektedir. Türkiye’nin bu kendine özgü jeo-stratejik konumu, ekonomi alanında da önemli sonuçları beraberinde getirmektedir. Bu durum, kendini özellikle enerji alanında göstermektedir. Dünyanın enerji kaynakları bakımından en zengin olduğu bölgelere komşu olan Türkiye, petrol ve doğalgaz rezervlerinin Doğu-Batı istikametinde taşınması konusunda iktisadi açıdan en kısa ve en az maliyetli güzergahı sunmaktadır. 

Türkiye’nin katkılarıyla Doğu-Batı Enerji Koridoru Projesi’nin gerçekleştirilmesi, bölgesel olduğu kadar küresel anlamda da ekonomik sonuçlar doğuracaktır. Son olarak, Türkiye’nin küreselleşmenin kültürel boyutuna yapabileceği katkı üzerinde durulması uygun olacaktır. Kendine özgü tarihi ve kültürel yapısı ile Türkiye, medeniyetlerarası uyumun en önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye, tüm dünyaya, kültürel çeşitliliğin bir tehditten ziyade bir zenginlik olduğunu göstermeye çalışmakta, kültürler arasındaki yanlış algılama, önyargı ve kutuplaşmaların önlenmesi için her türlü platformda aktif çaba sarfetmektedir. Anılan çabalar, küreselleşmenin kültürel boyutunun olumlu bir yönde ilerlemesi için önemli bir katkı olarak algılanmalıdır. Bu çerçevede, 2005 yılında Türkiye ve İspanya’nın eş-sunuculuğunda hayata geçirilmiş olan Medeniyetler İttifakı girişimi, bu katkının en somut örneklerinden birini oluşturmaktadır.


http://www.mfa.gov.tr/data/Kutuphane/yayinlar/EkonomikSorunlarDergisi/sayi32/firatbayar.pdf

..