17 ARALIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 ARALIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2018 Perşembe

SADECE ‘ÇETE’Yİ ÖĞRENMEDİK

SADECE ‘ÇETE’Yİ ÖĞRENMEDİK


Mehmet Tezkan,


Başbakan bir grup gazeteciyle yaptığı toplantıda..
‘Her şerde bir hayır vardır. Halkın söz konusu paralel yapılanmayı tüm yönleriyle gördüğünü, bunun önemli bir kazanım olduğunu’ söylemiş..
Söylentisi vardı.. Uzun süredir otonom yapıdan, yatay ilişkiler ağından söz ediliyordu..

İddialar çok büyüktü..

Ama ne olduğu, kimler oldukları konusunda elimizde fazla bilgi yoktu..
İlk kez Başbakan’ın ağzından duyduk..
İlk kez emniyet içinde büyük çaplı bir görevden alma operasyonuna tanık olduk.. Bine yakın polisin yer değiştirildiği veya merkeze alındığı söyleniyor..
Başbakan yargı boyutuna da işaret ediyor.. AKP Genel Başkan Yardımcısı Şahin ‘Yargıtay İmamı’nı gündeme getirdi..
Kim olduğunu bildiğini söyledi..

Dehşet verici!..
*
Merak edilen şu.. İktidar, 17 Aralık’tan önce böyle bir yapılanmadan, paralel devletten, çeteleşmeden haberi yok muydu?
Başbakan ‘Halkın paralel yapıyı tüm yönleriyle gördüğünü’ söylüyor da kendi ne zaman gördü?

İktidar ne zaman öğrendi?

17 Aralık’ta mı?

Daha önce mi? Bir yıl, iki yıl, beş yıl önce mi?
Ne zaman?
Bu soru mutlaka cevabını bulmalı.. İktidar kendinden önceki iktidarın o görevlere getirdiği polisleri görevden almıyor.. Kendi atadığı polisleri görevden alıyor..
Eğer onlar çeteyse iktidar atarken bilmiyor muydu?

*
Bir de şu var..
Halk sadece paralel yapılanmayı tüm yönleriyle görmedi.. Yolsuzluk ve rüşveti de gördü..
Bu da önemli bir kazanım..
Başbakan bu konuya girmeye niyetli değilmiş.. Yeni Şafak’ta Ali Bayramoğlu şu satırları yazdı..
“Toplantıda bir kez daha, tüm sorulara, eleştirilere ve zorlamalara rağmen Başbakan’ın krizdeki ‘yolsuzluk boyutu’nu tartışmaya, açmaya didiklemeye kapalı olduğu ortaya çıktı”

Sebebi de şuymuş..

“Anlaşılıyor ki, Başbakan bu konuda vereceği en küçük tavizin ve de içe dönük eleştiri ve sorgulamanın bu krizde ve seçimlere doğru aleyhine olacağını düşünüyor”
Bana öyle geliyor ki, Başbakan açmamaya çalışsa da seçim meydanlarının önemli konusu olacak.
Muhalefet 30 Mart’a kadar dilinden düşürmeyecek.
Kayak tutkunu savcılar 
Başbakan’ın hedefinde rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcılar da vardı..
Biri şüpheliye; ‘iki dakika süren var, anlat da çık’ demiş..
Başbakan bu ne biçim savcı diyor..
Bir başkası sorguladığı kişiye ‘gelsin şimdi sizi efendileriniz kurtarsın’ demiş..
Bu konuda Başbakan yerden göğe haklı..
Savcılık iddia makamıdır ama hakaret makamı değildir..
Savcı suçlar ama psikolojik işkence yapamaz..
Yaparsa o ülkede haktan, hukuktan, adaletten söz edilemez..

*
Başbakan operasyon öncesi bir savcının 22 defa yurtdışına gittiğini söylemiş.. Çarpıcı bir durum..
Bir savcı için sıra dışı durum..
Nerelere gittiği, kimlerle gittiği de önemli..

*
Başbakan’ın bu eleştirilerini anlıyorum.. Anlamadığım şu.. Başbakan savcıları eleştirirken ‘kayak tutkunu savcılar’ olduğunu söylemiş..
Kayak yapmak suçmuş gibi..
Kayak tutkunu olmak ayıpmış gibi..
Savcıların, hâkimlerin kayak yapma hakkı yokmuş gibi..
Türkiye’nin önemli bir sorunuymuş gibi..
Soruşturmaya sebepmiş gibi..
Seçmen oyunu neye göre veriyor?
Vatan’da Güney Öztürk ABD’li psikolog Maslow’un 1945 yılında ortaya attığı beşli piramit tezini gündeme getirmiş..

Soru şu: Seçmen oyunu neye göre veriyor?

İlk iki basamakta yer alanların önemsediği şey; ekonomik endişeler, güvenlik ihtiyacıymış.. Başka şeyle ilgilenmiyorlarmış..
Bir üst basamağa çıkılınca sağlık konusu gündeme geliyormuş.. Tabii eğitim de..
Oyunu belirleyen faktörler bunlarmış..
Piramidin dördüncü seviyesinde saygınlık arayışı varmış.. Özgürlük, bağımsızlık, takdir edilme, statü, itibar görme..
Oy verme tercihlerinde bu kriterler rol oynuyormuş..
En üst seviyede ise bütün bu sorunlarını çözen seçmen yer alıyor.. Onların kriterleri ise şunlar; daha fazla özgürlük, demokrasi, yolsuzluk, çevre, hava kirliliği, verimlilik, ekonomik büyüme..

*
Bu çerçevede 2013 Türkiye’sinin profiline bakın.. Bakın bakalım ne sonuçlar çıkaracak?


***

MİLLETE HİZMET YOLUNDA

MİLLETE HİZMET YOLUNDA


Rifat Serdaroğlu
01 Ocak 2014


Eşine ancak Faşist ve Komünist rejimlerde rastlanan, çok eskilerde kalmış, basit, ilkel ve izlenme oranı binde birlerin altında sürünen bir programın adıdır, “Millete Hizmet Yolunda” safsatası.

Erdoğan’ın danışmanları ve propaganda uzmanları aldıkları milyonlarca lira karşılığında her ay bu programları hazırlarlar, Erdoğan’a ve ailesine beğendirirler ve yazdıklarını Erdoğan’a okuturlar.
 Erdoğan, cama yazılanları “Bizim oğlan bina okur, döner-döner gene okur” deyişindeki gibi, bir “Sultan” edasıyla okur, ama kendisini ailesi-yandaşları ve yağcılarından başka kimse seyretmez.

Gazetelerden okuduğumuza göre Erdoğan, 2013 yılını değerlendirdiği son “Millete Hizmet Programında”, artık alışkanlık haline getirdiği “Türk Milletine Doğruları Söylememek” gibi çok çirkin olan davranışına devam etmiş ve
3 önemli konuda Türk Milletini yanıltmaya kalkmıştır.
 Söylenenleri ciddi bulduğumuzdan değil, fakat tarihe doğru notlar düşmek adına bu üç vahim çarpıtmayı, yeni yılın ilk günlerinde sizlerle paylaşmak istedik…

1) Diyarbakır’da Tarihi Bir Buluşmaya Şahit Olduk. (R. T. Erdoğan)
 Erdoğan; “Diyarbakır’da Sayın Barzani, 38 yıldır ülkesinden uzak kalan Şivan Perver, değerli sanatçımız İbrahim Tatlıses ve on binlerce Diyarbakırlı ’nın bulunduğu tarihi buluşmaya şahit olduk. Diyarbakır ve diğer 80 İl’de insanlar sevinç gözyaşları döktüler. 76 milyon bu buluşmayı Yeni Türkiye’nin güçlü, büyük ve kardeşlik içindeki Türkiye’nin buluşması olarak gördüler” dedi.

*Türk Milleti’nin Diyarbakır’da gördüğü tablo net olarak şudur;

 TC Başbakanı Erdoğan, Türk Milletinin binlerce askerini- binlerce polisini-kundaktaki bebeklerden, yaşlı ninelere-dedelere kadar on binlerce günahsız insanını acımadan katleden bir çeteyi kendi hâkimiyetindeki topraklarda barındırıp-besleyen ve üzerimize gönderen bir kanlı katil olan eşkıya başı
Barzani, Türkiye’ye “Terörist Devlet” diyen bir bölücü olan Şivan Perver, karısını bir tetikçiye bacağından vurduracak kadar zavallı bir insan İbrahim Tatlıses, el ele vermişler ve beraberce Türk Millet ile alay ediyorlar! İşte Türk Milletinin Diyarbakır’da gördüğü “İhanet Tablosu” budur.
 Bu tablo tüm Türk Milletini derinden yaralamış, şehit-gazi yakınları ve bu kahramanları kendi evlatları gibi gören Türk Milleti kahrından ve üzüntüsünden gözyaşı dökmüştür.
 Gerisi bu aziz vatana yapılan ihaneti saklama- örtme çabalarıdır…

2) Gezi Olayları Ağaç-Çevre Kılıfına Saklanmış Suikast Girişimidir. ( R. T. Erdoğan)
   Erdoğan bizzat kendi emriyle Polise aşırı güç kullandırarak, 7 gencimizin öldüğü-12 gencimizin gözlerini kaybedip kör olduğu, 7 binden fazla gencin işkence gördüğü, binlercesinin gözaltına alındığı, AKP Hükümetinin yüz karası eylemlerini örtmek amacıyla Gezi Olayları için, “Suikast” kelimesini kullanmaktan çekinmemiş ve Türk Milletine bir kez daha hakaret etmiştir.

*Türk Milletinin Gezi Olayları hakkındaki düşüncesi net olarak şudur;
 Gezi Olayları Türk Milletinin hem Çevre hassasiyetini hem de insan haklarını- toplantı gösteri yürüyüş haklarını hiçe sayan faşist bir anlayışa sahip iktidara karşı gerçekleştirdiği onurlu bir direniş ve demokratik tepki hakkını kullanmasıdır. Biat Kültürü ile yetişenlerin, demokrasiden nasibini almamışların, Türk Milletinin ve Türk Gençliğinin bu davranışını anlamamaları gayet doğaldır.

3) 17 Aralık Komplosu, yolsuzluk ambalajına gizlenmiş bir suikast girişimidir.
 (R. T. Erdoğan)
 Erdoğan; “17 Aralık komplosu milletin hükümetini hedef almıştır. Bunun da ötesinde, milli iradeyi, demokrasiyi, sandığı hedef almıştır.
 Yargı ve Emniyet başta olmak üzere, devlet kurumları içine yerleşmiş bir örgüt, dışarıdan aldığı talimatlarla, Türkiye’nin istikrarına, güven ortamına, Türkiye’nin büyüyen ekonomisine ve kardeşliğine suikast girişiminde bulunmuştur” dedi…

*Türk Milletinin 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu ilgili kanaati net olarak şudur;
 - Bosna’ya Yardım- Deniz Feneri e.V(Asrın en büyük yardım soygunu)- Mısır’daki Müslüman Kardeşler Örgütüne Yardım olaylarında olduğu gibi, 17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk olayları da gerçektir.
- Erdoğan, nasıl Deniz Feneri Davasını örtmeye çalıştı ise, bu yolsuzluğu da örtmeye çalışmaktadır.
-Bu 87 Milyar Dolarlık yolsuzluk olayı, önce Erdoğan’ın ailesine, sonra da doğrudan Savcıların “Hırsızlar İmparatoru” dediği kişiye ulaşacaktır.
- Binlerce polisin yer değiştirilmesi, Savcılara çok ağır hakaret ve tehditler, “Hırsızlığı Örtme” çabasıdır.
- Eğer devlet kurumları içinde yabancı bir yapı var ise, bu kanunsuz yapı 12 yıldır “TEK BAŞINA” iktidar olan AKP tarafından devletin en hassas birimlerine sokulmuştur.
- Erdoğan hala çarpıtmalar yapmakta ve aklı sıra Türk Milletinin hafızası ile alay etmektedir. Referandum öncesi “Mezarlıktakiler bile oy kullansın” diyen Cemaat önderine, referandumdan sonra kim “Okyanus ötesindeki dostumuza teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum” dediyse, iyi bilin ki, bu kanunsuz yapıyı devletin içine sokan da aynı kişidir.
- Türk Milletinin kendilerine verdiği Yüce Makamları, “yol bulma-rüşvet alma-zengin olma-adam kayırma amacıyla kullananlar, iyi bilinsin ki, önümüzdeki seçimlerde “Oy Çalmak” dâhil, her türlü kumpası yapacak tıynettedirler.

Erdoğan; “Milletin ve Allah’ın huzuruna alnımız AK çıkmak, bizim yegâne gayemizdir” demektedir.

 Almanya’da gerek Almanlar, gerekse Almanya’da yaşayan Türklerin, “Türkiye’nin Hitleri” adını yakıştırdıkları Erdoğan, bu yolsuzluk soruşturmalarına engel olmaya devam ettiği sürece, Türk Milleti nezdindeki azalan itibarını tamamen kaybedecek ve sokağa çıkamaz hale gelecektir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 
01 Ocak 2014
Rifat Serdaroğlu

https://rifatserdaroglu.com/2014/01/01/millete-hizmet-yolunda/


***