Tamer Arda ERŞİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tamer Arda ERŞİN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2019 Salı

ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durumu


ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durumu...


Prof. Dr. Anıl Çeçen 

ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durumuyla ilgili ANAYURT Gazetesi'ne açıklamalar ve değerlendirmelerde bulundu.
 “Trump kendi müttefiklerini düşman olarak ilan etti”


ABD Başkanı Trump Müttefiklerini düşman ilan etti... 

Prof. Dr. Anıl Çeçen, 
ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durum...

17 Ağustos 2018 Cuma

Prof. Dr. Anıl Çeçen ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durumuyla ilgili ANAYURT Gazetesi'ne açıklamalar ve değerlendirmelerde 
bulundu. “Trump kendi müttefiklerini düşman olarak ilan etti”
ABD Başkanı Trump müttefiklerini düşman ilan etti... 
Prof. Dr. Anıl Çeçen, ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslar arası durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. 
ABD ve Türkiye arasındaki gerilimi “Trump kendi müttefiklerini düşman olarak ilan etti” diye değerlendirdi.
ANKARA- (ANAYURT GAZETESİ) Prof. Dr. Anıl Çeçen, ABD ile yaşanan gerilim ve Türkiye'nin uluslararası durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

ABD ve Türkiye arasında gerilim döviz kurunu yükseltmeye başladı. Ortadoğu'daki savaşlar devam ediyor. Türkiye'nin uluslar arası ilişkilerdeki 
konumu tartışmalı. Anayurt Gazetesi'ne değerlendirmelerde bulanan Prof. Dr. Anıl Çeçen, ABD ve Türkiye arasındaki gerilimi "Sadece iki ülke arasındaki çekişme değil. Uluslararası konjonktürde ABD'nin gelmiş olduğu yeni durum dünyaya farklı yansımalar getirdikçe ABD sadece Türkiye ile değil bütün dünya ülkeleriyle karşı karşıya geldi. Trump, Putin ile görüşmeye giderken 'Avrupa ülkeleri benim düşmanım' dedi. 

Halbuki bunlar İkinci Dünya Savaşı'ndan buyana NATO ittifakı içerisindeler. Trump kendi müttefiklerini düşman olarak ilan etti. 
Yani ABD'nin dünyadaki konumu değişirken, Türkiye'deki konumu da değişiyor" diye yorumladı.
Dolar normal koşullarda bu durumda olmamalı.
Prof. Dr. Anıl Çeçen, döviz kurlarının artmasının Türkiye'nin iç koşulları nedeniyle olmadığına dikkat çekerek, "Yükselme tamamen uluslararası konjonktürde gelinen yeni aşamanın yansıması. Dolar normal koşullarda bu durumda olmamalı. Trump Avrupa'yı kendisine düşman ettikçe, Avrupa ülkeleri başta İngiltere ve Fransa gibi eski sömürgeci devletler ABD doları üstünlüğüne dayanan para sisteminin devam etmesini bugün kabul etmiyor. Buna açıktan karşı çıkmıyorlar ama Türkiye'de bu yükselişi uzaktan yönlendirerek, ABD'ye mesaj vermeye çalışıyorlar" diye konuştu.

"Suriye savaşını çıkaran ülke İsrail'dir"

Prof. Dr. Anıl Çeçen Ortadoğu'da süren savaşlar ve karışıklıklarla ilgili de değerlendirme yaptı. "Suriye savaşını çıkaran ülke İsrail'dir" diye 
vurgulayan Anıl Çeçen, "Suriye'deki savaşta devletler savaşmıyor. Burada emperyalizm ve siyonizm oradaki terör örgütlerini kullanıyorlar. 
PKK ve PYD'nin arkasında ABD desteğini görüyoruz. Bu coğrafyada İsrail bölgeye egemen olmak için bölge devletlerini parçalayacak şekilde 
terör örgütlerini kullanıyor. Türkiye de terör örgütlerinin baskısı altına alınmaya çalışıyor" yorumunda bulundu.

'TÜRKİYE YOLUNA DEVAM EDİYOR'

Prof. Dr. Anıl Çeçen dünyanın çok kutuplu bir dünyaya doğru dönüştüğünü belirterek, "Dünya batı hegemonyasından uzaklaşmakta. 

Bakın Çin'in önderliğinde Asya ülkeleri Şangay İş Birliği Örgütü gündeme getirdiler. Ayrıca Batı'nın politikalarına karşı çıkan Brezilya, Hindistan, 
Çin, Rusya'nın beraberinde kurduğu BRICS ittifakı da bu doğrultuda yeni bir alternatif olarak çıktı. 

Hatırlayın BRICS'in son genel kuruluna Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldı. 
Türkiye'nin batı dışında diğer dünya ülkeleriyle yakınlaşması gündeme geldi. 
Batı eskisi gibi tek merkez olmaktan çıktı. Onun hegemonyasına karşı yeni alternatifler gündeme geldi. 
Türkiye'de bu yeni oluşumları değerlendirerek, yoluna devam etme çabaları sarf ediyor" dedi.

'TÜRK HALKININ İRADESİ DOĞRUTUSUNDA'

Uluslar arası arenadaki karışıklığa karşı Türkiye'deki iktidara ve muhalefete tavsiyelerde bulunan Çeçen, şunları söyledi: 

"Sakın ola emperyalizmin çıkarları doğrultusunda gerçekleştirilmek istenen iç çatışma konularına alet olmasınlar. 
İktidarın daha hoşgörülü ve anlayışlı olması gerekir. Muhalefetin de iktidara neden gelemediklerini ve halk kitlelerinden nasıl oy alacaklarını, kendilerini nasıl yenilemeleri gerektiği konusunu tartışması gerekir. Önümüzdeki dönemde iç savaş ya da bölge savaşlarına alet olmamak için demokrasinin işlemesi gerekir. Seçimler yoluyla da iktidar değişikliği sağlanarak, bir alternatif iktidarın iş başına gelmesi sağlanmalıdır. 
İşte o zaman Türkiye'de demokrasi kurumsallaşır, tek adam rejimi üzerinden bizi bölgesel projelere yönlendirmek isteyen güç merkezlerinin girişimlerine  karşı Türk halkının iradesi doğrultusunda devlet içi dengelere fırsat yaratılacak tır." 

(ANAYURT, Ankara-16.08.2018, Röportaj: Tamer Arda ERŞİN)

https://cumhuriyetci-demokratlar.blogspot.com/2018/08/trump-muttefiklerini-dusman-ilan-etti.html


***

ERDOĞAN'IN BAŞKA BİR HEVESİ DAHA.,

ERDOĞAN'IN BAŞKA BİR HEVESİ DAHA.,


Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilic...@gmail.com
9. 9. 2019

4 Eylül'de Erdoğan, Sıvas'ta Orta Anadolu Ekonomi Forumu'nda konuştu.

" Birilerinin Elinde nükleer başlıklı füze var ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum" Sözleri tartışma yarattı.

*
ABD Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığı, " Alan kontrolü, dünyanın kontrolü anlamına gelir" ilkesinden yürüdü.
5 Eylül'de "Uzay'ın Geleceği 2060, ABD Stratejisine Etkileri: Uzayın Uzun Vadeli İşlemler Raporu" nu yayımladı.

*
Türkiye, BM Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'na (NPT) taraftır.
Diğer taraf ülkeler gibi nükleer silaha sahip olmayacağının taahhüdünü vermiştir.
Eğer Türkiye nükleer silah sahibi olmaya karar verirse bu anlaşmadan imzasını çekmesi gerekir.
Gizlice nükleer silah edinme yoluna girerse de uluslararası yaptırımla karşı karşıya kalır.

*
Ayrıca Ortadoğu'da diğer ülkelerin de nükleer silah sahibi olma niyeti taşıdıkları,
Halbuki Ortadoğu ülkelerinin nükleer silahları ortadan kaldırılması üzerine çalışmasının gerekli olduğu bir dönemde, Nükleer silah sahibi olmanın "bölgesel ve uluslararası sonuçları" düşünülmelidir.

Öncelikle nükleer ülkeler listesine bir ülkenin  daha  eklenmesi doğru değildir...  

*
Çünkü Türkiye'nin nükleer silah sahibi olması;
1- Bir anda sahip olabileceği bir şey değildir.
2- Nükleer ülkelerle arasındaki nükleer tepki kabiliyeti, füze savunması ve genişletilmiş caydırıcılık önlemleri açığı kapanmaz durumdadır.
3- Bu yüzden Türkiye'nin nükleer silahla kendini daha güvende hissetmesinin asla garantisi yoktur.
4- "Uzaydan Alan kontrolü dünyanın kontrolüdür"anlamında bugün ki süreç, nükleer Türkiye olma isteğinin en büyük handikapıdır.

*
Nitekim ABD Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığı'nın yayınladığı rapor, bir uzay gücü için temel bir belgedir.
Stratejik karar vermek öncesinde " Uzay'dan Alan Kontrolüne" ilişkin bir bakış açısı sunuyor.
Ekonomik, politik, teknolojik ve askeri alan eğilimleriyle insani çabanın büyük ölçüde arttığı, Mekanın devrildiği bu süreçte Uzay Alanını ulusal gücün kilit bir unsuru olarak takdim ediyor...

*
Uzay Komutanlığı bu raporun hazırlanması aşamalarında; Gelecek senaryolarını ve bunların ulusal iktidarla olan ilişkisini öngörmüş, Pozitif ve negatif sınırları tanımlamış, Ülkenin sivil, ticari ve askeri koşullarını gözetmiş, 2060'da  dünyanın toplam ekonomik, politik ve askeri ulusal çıkar eğilimlerini ve varsayımlarını analiz etmiştir.

*
Çalışmalara Başkan D.Trump yönetiminin " Alan kontrolü, dünyanın kontrolü anlamına gelir" ilkesi uyarınca; Nükleer caydırıcılık ve savunmaya yönelik ABD'nin ana politikası olan Nükleer Doktrini  kılavuzluk yapıyor.
*
Doktrin stratejik nükleer silahların büyük ölçüde aşağı çekilerek projeksiyondan ayrılmasını öngörüyor.
Dünyada artan nükleer silah tehditlerine karşı nükleer silahların yayılmasını önleme ve nükleer silah sayısını azaltma taahhüdünde bulunuyor.
Bunun için düşük verimli, daha kullanışlı nükleer başlıkların konuşlandırılmasını öngörüyor.
ABD'ye uluslararası arenada işlediği her türlü eylemin sorumluluğunu reddetme fırsatını veriyor...

*
Nitekim  nükleer uzmanlar, Rusya ya da Çin tarafından büyük bir saldırıya uğranılması durumunda; ABD'nin nükleer caydırıcı gücünün güvenilir olmadığına karar verdiler.
Mesela Rusya'nın bir çatışma halinde erkenden düşük kapasiteli taktik savaş başlıkları kullanacağını, Ama  ABD'nin caydırıcı gücündeki boşluğunu daha düşük verimli silahlar kullanarak doldurabileceğini öngördüler...

*
Ayrıca ABD'nin nükleer cephaneliğine yönelik takviyeleri de etkisizdi. 
Bir denizaltı gemisi ya da bir uydu  fırlatım mekanizması üzerine düşük verimli savaş başlıklı füzeler konsa ve ateş edilse, Rusya bu füzelerin düşük kapasiteli savaş başlığı taşıdıklarını nasıl öngörecekti?  

Sonuçta balistik bir füzenin ateşlenmesinin bile büyük bir tırmanış olduğuna  karar verdiler.

*
Nitekim  Doktrin'in kilit kararı, düşük verimli nükleer bir seçenek dahil olmak üzere; Bir savaş halinde hayatta kalabilmek ve ilk vuruşu yapabilmek için ülkenin geniş kapsamlı nükleer cephaneliğini içeren varlıklarının, Çeşitli silah platformlarına yayılması ve stratejik olmayan nükleer kapasitenin sürdürülmesini içerdi.
*
Politikasını ise düşmanın herhangi bir ölçekte nükleer saldırılarını ve nükleer olmayan stratejik saldırganlığını caydırmak, Caydırıcılık başarısız olursa zararın sınırlanması için ABD nükleer güçlerinin özel ve esnek rolü belirledi.

Doktrinin gerektirdiği modernizasyon programı maliyetinin gelecek 30 yıl boyunca 1.2 trilyon dolar olacağı  hesaplandı.

*
Bu çerçevede ABD Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığı'nın raporu;

1- ABD'nin, uzayın keşfi ve faydalanılmasında liderlik için müttefikleri ve rakiplerden artan rekabetle karşı karşıya olduğunu,
2  Ancak ABD'nin 2060' da bu potansiyeli kullanması için hangi ülkelerin ulusal politik, ekonomik ve askeri gücle en iyi örgütlenip faaliyet gösterebileceğinin bilgisinde olduğunu,
3- Çin'in, Dünya ve Ay arasındaki alanı araştırmak ve geliştirmek için uzun vadeli bir sivil, ticari ve askeri strateji yürüttüğünü, Çünkü Çin ve Rusya'nın ABD'yi lider alan gücü olarak değiştirmeyi hedeflediğini,
4- ABD'nin lider bir uzay gücü olarak kalmadığı takdirde ulusal gücünün riske gireceğini,
5- Ülkenin çıkarlarına hizmet için  uzay alanının sivil, askeri ve ticari olarak teşvik edileceğini belirliyor.

*
Erdoğan'ın  Sivas'taki Orta Anadolu Ekonomi Forumu'nda,
Hem de ekonominin konuşulduğu bir alanda, "Nükleer Silah" özlemlerinden bahsetmesi trajikomik olmuştur.
Bugün işleyen "Küresel Liberal Düzen" karşılıklı bağımlılığı, "Müttefiklik" ise nimetin ve külfetin ortaklığını esas alıyor.

*
Türkiye'nin gerçekçilik ile bağdaşmayan hedefler peşinde tüketilmesi doğru değildir.
O Emeğin ve Ekonominin  ihtiyacında olan bir çok konu vardır.

9. 9. 2019
Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilic...@gmail.com

***