Taha Akyol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taha Akyol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2017 Cuma

Yargıtay'a Zor Emin Aga Soruları

Yargıtay'a Zor Emin Aga Soruları

Bu Fotoğraftaki Kişiyi Tanıdınız mı 

26 Ocak 2009 10:3628 

Şubat döneminde Genelkurmay karargahında yargı mensuplarına verilen brifingte ön saflarda oturan ve konuşmacıyı pür dikkat dinleyen kişiyi tanıdınız mı? 

Ergenekon operasyonunun 10. dalgasında şüpheliler arasına alınıp evi aranan Sabih Kanadoğlu, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı 28 Şubat döneminde Genelkurmay karargahında yargı mensuplarına verilen brifinglerde ön saflarda oturuyordu. 10 Haziran 1997'de düzenlenen ve Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral Çetin Saner ile İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanı Tümgeneral Fevzi Türkeri'nin sunuş konuşması yaptığı brifinglerde Sabih Kanadoğlu 3. sırada oturmuş ve Genelkurmay'ın yargı mensuplarına verdiği direktifleri dikkatle dinlemişti. Brifinglerin organizatörlüğünü ise geçtiğimiz günlerde Ergenekon zanlısı olarak gözaltına alınan Genelkurmay Adli Müşaviri Erdal Şenel yapmıştı. 

(Vakit) 



Yargıtay'a Zor, Emin Ağa Soruları ,


14 Ocak 2009 10:21 

Gerçeker, 'YARSAV dernek'tir diyor. Madem YARSAV bir dernek, nasıl oluyor da açıklamalarını Yargıtay'da yapıyor ve Yargıtay üyeleri Emin Ağa'yı delice alkışlıyor? 

Taha Akyol/Milliyet 

YARSAV soruları 

YARGITAY Başkanı Sayın Hasan Gerçeker Ergenekon soruşturması hakkında sorumlu ve özenli bir dil kullanıyor, tartışmalarda taraf olmaktan dikkatle sakınıyor. Doğru bir hukuk ilkesini ifade etmekle yetiniyor: 
“Yargılama devam ediyor. Bizim bu aşamada bir şey söylememiz yanlış olur! Hukuk her şeyi kendi içinde halleder.” 
Yargı mensuplarına yakışan budur; vakur ve adalet mesleğine uygun bir duruştur. 

Gerçeker Devam ediyor: 


“Soruşturma sonuçta Yargıtay’a gelecek. Yargıtay’ın bu konuda görüş belirtmesi yanlış anlamalara sebep olur...” 
Gazeteciler haklı olarak YARSAV’ın açıklamalarını sorduğunda Yargıtay Başkanı şu cevabı veriyor: 
“YARSAV dernek. Ama Yargıtay adli yargının en tepesindeki kurum!..” 
Yargıtay Başkanı’nın bütün bu söylediklerine tüm kalbimle ve zihnimle katılıyorum. 
Ama aklıma takılan sorular da yok değil... 

Merak ediyorum 


Madem “YARSAV dernek”tir, buna karşılık “Yargıtay adli yargının en tepesindeki kurum”dur, öyleyse bir dernek kendi özel görüşlerini nasıl olur da Yargıtay binasında açıklayabilir?! 
Yargıtay’ın kurumsal olarak “konuşmama” özeni gösterdiği bir adli konuda, bir derneğin görüşlerini Yargıtay binasında ilan etmesi “yanlış anlamalara sebep” olmaz mı?! 
YARSAV Başkanı Sayın Emin Ağaoğlu, bir Yargıtay savcısıdır; emekli falan değildir, kamu görevi devam ediyor. Ağaoğlu’nun ateş püsküren basın toplantısında onu coşkuyla alkışlayanlar da Yargıtay’ın bazı üyeleridir! 
Merak ediyorum; hangi tavır doğru? 
Adli soruşturma hakkında Yargıtay’ın “konuşmama” kararı mı?.. Yoksa YARSAV’lı Yargıtay mensuplarının öfkeli, gösterili basın toplantısı yaparak görüşlerini ilan etmeleri mi?! 

Evet, merak ediyorum, hangisi doğru? 

Sayın Yargıtay Başkanı’nın tavrı benim yargıya güven ve yargıya saygı duygularımı güçlendirmiştir. Ama YARSAV’ın Yargıtay’da basın toplantısı yaparak tartışmalarda keskin ‘taraf’ haline gelmiş olması beni kaygılandırmıştır: YARSAV Başkanı’nın öfkesi ve onu alkışlayan yargıçların keskin tavrı, yarın önlerine gelecek herhangi bir dosyaya bakışlarını etkiler mi? Etkilemez mi? 
Bilmediğim için kaygılıyım zaten. 
Sayın Başkan Gerçeker ve Yargıtay’ın sayın üyeleri, ne dersiniz, kaygılanmakta haksız mıyım? 

İzin alındı mı? 


Yargıtay Başkanı “Bu aşamada bir şey söylememiz yanlış olur” dediği halde YARSAV nasıl oluyor da öfkeli, gösterili basın toplantısını Yargıtay binasında yapıyor? 
Yargıtay Başkanı’ndan izin alarak mı? 
İzin aldıysa Sayın Başkan’ın sözlerine ne diyeceğiz? 
Yoksa YARSAV, Yargıtay Başkanı’ndan izin bile almadan mı Yargıtay binasını kullandı?! Eğer böyle ise, en azından, bu nezaketsizliği yaptırtan öfke adalet adına kaygı verici değil midir? 
Sayın Başkan Gerçeker... Ben ömrüm boyunca “yargının tarafsızlığını” savundum; o yazılarım daha çok kavramların felsefi anlamlarıyla ilgiliydi... Şimdi bambaşka bir endişe hissetmeye başladım: 1970’lerde polis teşkilatında yaşanmış vahim POL-DER ve POL-BİR kutuplaşmasına benzer bir kutuplaşma mı oluşacak yargıda?! 
Kestiği parmağın acımaması gereken adalet bunu kaldırabilir mi?! 
Bu sorumu, adalet dağıtan bütün vicdanlara soruyorum. 
aktif haber 




***

Türkiye’de Yargı Sorunu


Türkiye’de Yargı Sorunu 


Taha Akyol 
11 Haziran 2008 

ANAYASA Mahkemesi’nin bugünkü sayın üyeleri geçmişteki kararları okusalar eminim “Seleflerimiz böyle kararları nasıl vermiş?!” diye teessüf ederler. 
Yüce Mahkeme, Yassıada’daki ihtilal mahkemesinin kararlarını eleştirmeyi suç saymış, “Düşünmek serbest ama düşünceyi açıklamak suç” diye karar vermişti! 


(Karar: 1963/83) 

Askeri suçlarla ilgili bir davada “İdam cezası bile az!” diye gerekçe yazmıştı! (Karar No: 1966/29) 
1960’larda Adalet Partisi’ni halkın yine tek başına iktidara getirmesini engellemek için CHP “barajsız seçim sistemi”ni savunurken, Yüce Mahkeme de nispi temsil sistemindeki mütevazı çevre barajını iptal etmişti! (Karar No: 1968/13) 
O zaman Hikmet Sami Türk, CHP’li Oya Araslı gibi ‘sol’ hukukçular da bunu “Mahkeme parlamentonun yetkisine tecavüz ediyor” diye eleştirmişti. 
12 Eylül’den sonra ise, mahkeme, ülke genelinde yüzde 10 barajını ve ilaveten çevre barajını bile demokrasiye uygun bulmuştu! (Karar No: 1987/27) 

Tarihsel blok 

Demek ki, Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları değişiyor; bu bir... İkincisi, bu kararlar Anayasa Mahkemesi’nin bakışındaki “merkezi bürokratik ideoloji”yi yansıtıyor; egemen “tarihsel blok”un ideolojisi. 

Genelkurmay Başkanı, Yüce Mahkeme’nin son kararını “malumun ilanı” olarak nitelerken, kararı önceden bildiğini değil, paralel bir bakışı ifade ediyordu tabii. 
Parti kapatma, özelleştirme, dışa açılma, piyasa ekonomisi, fikir hürriyeti, din ve vicdan özgürlüğü, tahkim gibi konulardaki tutucu, statükocu yargı kararları da bu 
“ Tarihsel Blok ” un ya da “ Merkezi Bürokratik İdeoloji ” nin yansımalarıdır. 
(..) 

Tarafsız Yargı 

Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki yeni bir doktora tezi, gelişen demokratik hukuk anlayışının mükemmel bir örneğidir: Dr. Ozan Ergül’ün “Türk Anayasa Mahkemesi ve Demokrasi” adlı başarılı tezi. (Adalet Yayınları 2007) 
Dr. Ergül, anayasa hukukuna hem evrensel açıdan hem hem siyaset bilimi ve sosyoloji gibi komşu bilimler açısından bakıyor. Bizde çoğu yargı kararları bu açılardan çok zayıftır maalesef. 
Dr. Ergül, Anayasa Mahkemesi’nin “çevre”ye (çoğunluğa) karşı “merkez”in hegemonik üstünlüğünü korumak üzere yapılandırıldığını anlatıyor. Bu yüzden mahkemenin “ Merkez değerleri hegemonik bir biçimde koruma görevini kendisinde gördüğünü ”, Böylece “ Sekter ” ve “ çoğunluk karşıtı ” olduğunu, bu tavrını sürdürmesi halinde Yüce Mahkeme’nin “vesayetçilik” eleştirisinden kurtulamayacağını belirtiyor. (Sf. 296 vd.) 
Dr. Ergül, ünlü “367 kararı” ile “ Anayasa Koyucu “ rolünü de üstlenen Anayasa Mahkemesi’nin “hak eksenli olmaktan çok ideolojik eksenli” davranmakla eleştirildiğine dikkat çekiyor. (Sf.334) 
(..) 

Milliyet 

***

19 Ekim 2015 Pazartesi

Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor.




Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor. 


9 HAZIRAN 2013 PAZAR

Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor. Yedi ceddi Yahudi karısı CIA ajanı olan Kemal Derviş de açılımdan çok memnun

açılım süreci, apo, vatan haini, denilmemeli, kemal derviş, CIA, kripto yahudi, karısı
Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor.
Yedi ceddi Yahudi karısı CIA ajanı olan Kemal Derviş de açılımdan çok memnun

TAHA AKYOL'A KONUK OLAN KEMAL DERVIŞ'TEN ÇARPICI AÇIKLAMALAR

Eski Devlet Bakanı-Ekonomist Kemal Derviş, CNN TÜRK'te Taha Akyol'un konuğu oldu. Çözüm süreci hakkında düşüncelerini paylaşan Derviş çarpıcı açıklamalarda bulundu.

'VATAN HAİNİ DENMEMELİ' 

Çözüm sürecinde iki temel noktanın olduğunu belirten Derviş 'Biri şiddetin olmaması ikincisi ise herkesin özgürce fikrini söyleyebilmesi ve öneri getirebilmesidir. Bu öneriyi getirene vatan hanini denmemeli. Her türlü öneri demokratik bir çerçevede tartışılmalı. Herkesin amacı aynı bu ülkede barış içinde yaşamak'dedi.

'ÖCALAN DEĞİŞMİŞ OLABİLİR'


Barışın her neticede düşmanla yapıldığını kaydeden Derviş, 'Hep geriye gidersek işin içinden çıkamayız. Ben insanların değişebileceği kanısındayım. Bugünkü Öcalan, 20 yıl önceki Öcalan değildir belki de. Her insan deneyimlerinden öğrenebilir. Kendisi şiddete karşıysa ve şiddetin sona ermesinde yardımcı olabilecekse yardımcı olsun' ifadelerini kullandı.

'ŞU ANDAKİ GÖRÜNTÜ SEVİNDİRİCİ'

Türkiye'nin artık güçlendiğini ve her şeyi tartışa bileceğini söyleyerek devam eden Derviş, PKK'nın silah bırakması konusunda ise 'PKK'nın ne zaman silah bırakacağı konusundaki belirsizlik rahatsız edici. Bu konuda ayrıntılara girmek benim için zor. Silah oldukça tehlike devam ediyor ama şu andaki görüntü bile sevindirici. Çünkü son haftalarda olay yok çekilme var.' şeklinde konuştu.

VATAN


..