Türkiye’de Yargı Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye’de Yargı Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2017 Cuma

Türkiye’de Yargı Sorunu


Türkiye’de Yargı Sorunu 


Taha Akyol 
11 Haziran 2008 

ANAYASA Mahkemesi’nin bugünkü sayın üyeleri geçmişteki kararları okusalar eminim “Seleflerimiz böyle kararları nasıl vermiş?!” diye teessüf ederler. 
Yüce Mahkeme, Yassıada’daki ihtilal mahkemesinin kararlarını eleştirmeyi suç saymış, “Düşünmek serbest ama düşünceyi açıklamak suç” diye karar vermişti! 


(Karar: 1963/83) 

Askeri suçlarla ilgili bir davada “İdam cezası bile az!” diye gerekçe yazmıştı! (Karar No: 1966/29) 
1960’larda Adalet Partisi’ni halkın yine tek başına iktidara getirmesini engellemek için CHP “barajsız seçim sistemi”ni savunurken, Yüce Mahkeme de nispi temsil sistemindeki mütevazı çevre barajını iptal etmişti! (Karar No: 1968/13) 
O zaman Hikmet Sami Türk, CHP’li Oya Araslı gibi ‘sol’ hukukçular da bunu “Mahkeme parlamentonun yetkisine tecavüz ediyor” diye eleştirmişti. 
12 Eylül’den sonra ise, mahkeme, ülke genelinde yüzde 10 barajını ve ilaveten çevre barajını bile demokrasiye uygun bulmuştu! (Karar No: 1987/27) 

Tarihsel blok 

Demek ki, Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları değişiyor; bu bir... İkincisi, bu kararlar Anayasa Mahkemesi’nin bakışındaki “merkezi bürokratik ideoloji”yi yansıtıyor; egemen “tarihsel blok”un ideolojisi. 

Genelkurmay Başkanı, Yüce Mahkeme’nin son kararını “malumun ilanı” olarak nitelerken, kararı önceden bildiğini değil, paralel bir bakışı ifade ediyordu tabii. 
Parti kapatma, özelleştirme, dışa açılma, piyasa ekonomisi, fikir hürriyeti, din ve vicdan özgürlüğü, tahkim gibi konulardaki tutucu, statükocu yargı kararları da bu 
“ Tarihsel Blok ” un ya da “ Merkezi Bürokratik İdeoloji ” nin yansımalarıdır. 
(..) 

Tarafsız Yargı 

Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki yeni bir doktora tezi, gelişen demokratik hukuk anlayışının mükemmel bir örneğidir: Dr. Ozan Ergül’ün “Türk Anayasa Mahkemesi ve Demokrasi” adlı başarılı tezi. (Adalet Yayınları 2007) 
Dr. Ergül, anayasa hukukuna hem evrensel açıdan hem hem siyaset bilimi ve sosyoloji gibi komşu bilimler açısından bakıyor. Bizde çoğu yargı kararları bu açılardan çok zayıftır maalesef. 
Dr. Ergül, Anayasa Mahkemesi’nin “çevre”ye (çoğunluğa) karşı “merkez”in hegemonik üstünlüğünü korumak üzere yapılandırıldığını anlatıyor. Bu yüzden mahkemenin “ Merkez değerleri hegemonik bir biçimde koruma görevini kendisinde gördüğünü ”, Böylece “ Sekter ” ve “ çoğunluk karşıtı ” olduğunu, bu tavrını sürdürmesi halinde Yüce Mahkeme’nin “vesayetçilik” eleştirisinden kurtulamayacağını belirtiyor. (Sf. 296 vd.) 
Dr. Ergül, ünlü “367 kararı” ile “ Anayasa Koyucu “ rolünü de üstlenen Anayasa Mahkemesi’nin “hak eksenli olmaktan çok ideolojik eksenli” davranmakla eleştirildiğine dikkat çekiyor. (Sf.334) 
(..) 

Milliyet 

***