29 Mart 2021 Pazartesi

ORTA MAHALLEDEKİ KİLİSEYE DAİR BİLGİLER VE İNŞAAT FAALİYETLERİ 1

ORTA MAHALLEDEKİ KİLİSEYE DAİR BİLGİLER VE İNŞAAT FAALİYETLERİ 1 



Prof. Dr. Necmettin AYGÜN, Akçaabat, Orta Mahalle, Rum Kilisesi, İhtilaf Raporu, Osmanlı Arşivi,

Konu: Akçaabat ta Orta Mahalle deki Rum Kilisesinin Adı Hakkındaki İhtilafa Dair Rapor 
İlgi: Kültür Müdürlüğü’nden konu ile ilgili gelen sözlü talebe istinaden 18.09.2020 tarihinde Akçaabat Belediyesi Başkanlığı’na mektup suretiyle sunulan cevabî yazının yeniden tanzimi 
Tarih: 30.12.2020 


ORTA MAHALLEDEKİ  ( GALİNOS MAHALLESİNDEKİ ) KİLİSEYE DAİR BİLGİLER VE İNŞAAT FAALİYETLERİ 1 

Prof. Dr. Necmettin AYGÜN 2 

    Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) fermanları ile akabindeki modernleşme faaliyetleri bağlamında kilise ve mekteplerin kayıt altına alınmasına başlanmıştır. Yeni inşa edilecek olanlar ile mevcutlar üzerinde yapılacak tamiratlar da dâhil her türden inşaat faaliyetlerinde padişahın/devletin izni gerekmekteydi 3. Kısacası kilise ve mektep inşaatları devletin iznine bağlanmıştır. 

Bu doğrultuda, aşağıda adları verilen arşiv dosyalarında yer alan kayıtlar, Akçaabat’ın muhtelif mahallelerinde, muhtelif tarihlerde inşa edilmiş olan kiliselere padişah izninin alınarak böylece bunlara resmî hüviyet (ruhsat) kazandırılmak istenmesinin yanında, tamiratlarına dönük talepleri de içermektedir. Bahsi geçen arşiv kayıtlarının başlangıç tarihleri 1912, bitiş tarihleri ise 1913’tür. Konu ile ilgili olarak mahallinden devlet merkezi İstanbul’a gönderilen talepleri içeren belgeler Osmanlı Arşivi’nde ŞD. Fonu’nda4, İ. AZN Fonu’nda 5, DH. İD Fonu’nda 6, 
MV Fonu’nda7 ve 6 Numaralı Kilise Defteri’nde mevcuttur. Bu açıdan bakıldığında zengin bir arşiv malzemesinin varlığından söz edilebilir. Galinos Mahallesi’ndeki Rum Kilisesi de dâhil olmak üzere Akçaabat’taki 6 kilise ile bir mektebe ruhsat verilmesi ile ilgili yazışmalar arasında burada Galinos Mahallesi’ndeki kilise ile ilgili olanlar üzerinde durulacaktır. 

Diğerlerine ise I. Akçaabat Sempozyumu’nda sunulan makalede yer verilmişti. 
Osmanlı Arşivi’nde Şura-yı Devlet Fonu’nda8 (BOA, ŞD, 1870/7) yer alan, konusu 
Akçaabat’taki 6 adet kilise ve bir adet mektebin ruhsata bağlanması veya inşaat/tamirat izinleriyle alakalı 22 farklı belgeden oluşan arşiv kayıtları önemli olup, bunlar içerisinden bir belge diğerlerine nazaran öncü görevi görmektedir. Bu belge, Akçaabat’ta Galinos Mahallesi’nde bulunan kilisenin papazı ile kilise (vakfı) mütevellisinin (Gergios 9 D. Haralampidis) 10 Akçaabat Kazası Kaymakamlığı’na yaptıkları 1912 tarihli başvuruyu konu etmektedir. Başvurunun konusu Kilise Papazı ve Kilise Mütevellisinin ifadeleri ile şu şekildeydi (özet): 

“Akcaabadın Galinos Mahallesinde tahminen yedi sekiz yüz sene evvel inşa edilen bir aded kilisenin berat-ı âlisi (padişah izni/ruhsatı) vardır, temin edilmiştir. Ancak kilise hâlihazırda mahalledeki Hıristiyan cemaatin nüfusuyla orantısız olacak şekilde kalmıştır ve esasında kilise (zamanında) çok küçük inşa edilmiş olduğundan cemaati kaldırmamaktadır. Dolayısıyla ve kilise sandığında da yeterli para mevcut bulunduğundan masrafları kilise sandığından karşılanmak üzere genişliği ve yüksekliği 12 metre, uzunluğu da 17 metre nispetinde olmak 
üzere genişletilerek inşası kararlaştırılmıştır. Kilisenin belirtilen çapta inşasına müsaade buyurulması istirham olunur. Bu hususda emr u irade…”11. 

Akabinde Akçaabat Kazası Kaymakamlığı, Trabzon Vilayeti, Trabzon Metropolitliği, 
İstanbul’daki Millet-i Rum Patrikhanesi, Sadrazamlık makamı ve Şura-yı Devlet gibi birimlerin hazırladığı yazılara, makamlarca izahat istenmesine bağlı olarak, resmi muamelât gerçekleştirilmiştir. Neticede ilgili izinler alınmış, izinsiz olan kiliselere de izinleri (ruhsatları) verilmiş veya tamirat isteyenlere de tamirat izinleri verilmiştir. Bu işlemlere istinaden Akçaabat Kaymakamlığı’ndan İstanbul’a giden 5 adet yazıya göre, bahsi geçen kiliselere ruhsat verilmesinde bir sakınca olmadığı belirtilmiştir12. Yine bu yazışmalardan birinde İstanbul’daki Rum Patrikhanesi, “bazısının emr-i alileri (izinleri/ruhsatları) zayi (kayıp), bazısı emr-i aliye 
rabt olunmamış (ruhsatsız) olan kiliseler” ibaresiyle yani ruhsatı bulunsun veya bulunmasın Trabzon’da (1912’de) faal olan Rum kiliselerinin adlarını listeleyerek devlete sunmuştur. 

Anlaşılan devlet, 1912 yılı içerisinde bölgede var olan Rum Ortodoks kilise ve mekteplerinin hangilerinin ruhsatlı, hangilerinin ise ruhsatsız olduğunun tespitinin yanında kilise ile mektep inşa ve tamiratlarına neden gerek duyulduğunun izahatını görmeye çaba harcamıştır ve bu nedenle de inşaat veya tamirat işlerine ruhsat verilmesi 1913 yılına sarkmıştır. 
Bu doğrultuda ilgili inşaatlar hakkında Trabzon’dan ve Rum Patrikliği’nden devlete ulaşan talepler ile bu taleplerin incelenmesi/tahkiki için Trabzon Vilâyetiyle yapılan yazışmalar ve neticeleri, Osmanlı Gayrimüslimlerinin işlerine bakan devlet organı olan “Adliye ve Mezâhib Nezâreti” tarafından görüşülmek üzere 13 Mayıs 1913 tarihli tezkireyle Şûrâ-yı Devlet’e havale edilmiştir. Şûrâ-yı Devlet’in Mülkiye ve Maârif Dâiresi’nde görüşülerek yasalara uygun bulunan ve onay alınmak üzere Sadârete13 gönderilmesine karar verilen inşaatların Galinos Mahallesi’ndeki kilise ile ilgili olan bilgiler şu şekildedir: 

1913 tarihli belgelere göre Galinos Mahallesi’nde (Orta Mahallede) 165 hanede toplam 838 Rum nüfus ikamet etmekteydi. Galinos Mahallesi’nde 14 vakıf arazi üzerinde bulunan uzun kısmı 15 metre, genişliği 6.10 metre ve yüksekliği 10 metre ebadında; iki kapı 15 ve yedi pencereden oluşan; tahminen 500 sene önce inşa olunan ve Aya Taksiyarhi (:Taxiarchai)16 adındaki kilisenin ibadet ihtiyacına yeterli gelmemesinden dolayı, “el-yevm ihtiyâca gayr-ı kâfî görülmesine mebnî” ileride masrafları kilise sandığından karşılanmak üzere uzun kısmı 17 metre, genişliği ve yüksekliği ise 12’şer metre cesâmetinde olmak üzere tevsiʽan 
(genişletilerek) inşasına müsaade edilmesi istenmekteydi. Ayrıca bu kiliseden başka etrafı duvarla çevrili olan içerisinde bir de mezarlık bulunan 44 metre uzunluğu ve 23 metre genişliğindeki mahalde uzun ve geniş kısmı 2.5 metre, yüksekliği de 8 metre olan bir çan kulesi mevcut olduğundan, mevcut çan kulesinin de ruhsata bağlanması diğer bir talepti. Anlaşılan 1012 metrekarelik alanı tutan mezarlık sahası içerisinde bir de çan kulesi mevcuttu 17. 
Divan-ı Hümayun tarafından yapılan araştırmalarda bahsi geçen binaların tesis ve inşaatları hakkında (daha evvel) Padişah onayı/izni çıkmış olduğuna, “emr-i âlî ısdâr kılındığına” dair herhangi bir kayıt ve bilgiye rast gelinmediği belirtilirken, bahsi geçen mâbed ve diğer binaların varlıklarının tasdik edilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir. Neticede mevzuata aykırı olmamak üzere (mevzuata uymak şartıyla) adı geçen binaların her biri için ayrı ayrı olmak üzere Padişah müsaadesinin, “müsâ’ade-i seniyyenin” alınması/çıkarılması hususu Şûrâ-yı Devlet’in 26 Temmuz 1913 tarihli toplantısı ile müzakere edilmiş/kararlaştırılmış ve durum beş adet resim (plan) ile18 birlikte Sadâret’e havale edilmiştir. 

Sadâret’e havale edilen mazbata Meclis-i Vükelâ ve Ma’rûzât Kalemi tarafından özetlenerek İrâde-i Seniyyesi hazırlandıktan sonra Sadrazam ile Vekiller Heyeti tarafından imzalanmış ve Padişahın onayı alınmak üzere imzaya sunulmuştur. Bahsi geçen altı adet kiliseden beşi ile bir mektebin mevcudiyetlerinin ruhsata bağlanması, “ruhsat-ı resmiyyeye rabtı”; Aya Taksiyarhi kilisesinin ise genişletilerek yeniden inşa edilmesine izin verilmesi ile ilgili olan Şûrâ-yı 
Devlet’in almış olduğu karar özet hâlinde İrâde-i Seniyye’de aynen yer almaktadır. İlgili İrâde-i Seniyye 19   5 Ağustos 1913 tarihlidir 20. Çıkan İrâde-i Seniyye’de yer alan inşaat izinlerinin her biri için ayrı ayrı Emr-i Âlî (Padişah hükmü/Padişah onayı) hazırlanarak durum Trabzon Valisi Sami Bey ve Trabzon Merkez Nâibi Mevlâna Ömer’e hitaben Trabzon’a bildirilmiştir 21. 
Aya Taksiyarhi Kilisesi hakkında 1913’te genişletme izni çıkmış olmasına rağmen bu genişletmenin çıkan izindeki ebatlara göre gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. Zira ilgili kilise alanında yaptığımız incelemelerde şu anki kilise ölçülerinin, bilhassa genişlik açısından, genişletme öncesindeki boyutlarda olduğu görülmüştür. Meselâ, kilisenin genişliğinin 6.10 metreden 12 metreye çıkarılması talep edilmiş ve bu izin de verilmiş iken, günümüzdeki genişlik ölçüleri izin alınmadan önceki ölçü olan (yan duvarların kalınlıklarıyla birlikte) 6 metreye karşılık gelmektedir. Yani kilisede “genişlemesine” olacak şekilde bir tamirat yapılmamıştır. 

Bu istikamette olmak üzere 1958 yılı yazında Trabzon’da üç ay kalarak araştırmalarda bulunan ve bu araştırmanın neticelerini 1960’da yayımlayan Mimar Ballance tarafından bu kilisede gerçekleştirilen incelemeler neticesinde çizimi verilen planlardaki ölçüler, bir genişletme faaliyetine işaret etmemektedir22. Bununla beraber, Ballance’nin verdiği çizimde, yani 1958’de, kilisenin uzunluğu 17 metredir23. Anlaşılacağı gibi 2 metrelik bir ilave söz konusudur. Bu bağlamda kilisenin arka kısmında yani uzunlamasına olacak şekilde bir inşaat çalışması gerçekleştirildiği ortaya çıkmaktadır. 

Nitekim Rus İşgal Komutanı S. P. Mintslov’un gözlemleri bu açıdan önemlidir. Mintslov, 24 Haziran 1916’da Akçaabat’a gelerek, kilisenin bulunduğu mahalleyi ziyaret etmiştir. Onun burası hakkındaki kısa gözlemi şu şekildedir: “Bu sokakların birinde kadim bir Bizans kilisesi var idi. Onun mozaik döşemesinin kalıntıları hala mevcuttur. Kilisenin arka kısmı yakın bir zamanda inşa edilmişti. Bu kısımda kadimlikten bir iz yoktu.”24. Anlaşılan, inşaat/tamirat izninin Balkan Savaşları’nın sonrasında ve I. Dünya Savaşı arifesinde çıkmış olması ve hemen akabinde de savaşın başlaması inşaat faaliyetlerinin aksamasına, sadece uzunlamasına olacak 
şekilde kilisenin arka kısmında kısmî bir tamiratın gerçekleşmesine yol açmıştır. 
Kilisenin Adı Üzerine Galinos Mahallesi’ndeki bu kilisenin tahminen beş yüz yıl önce, kilisenin papazı ve mütevellisine göre ise tahminen yedi sekiz yüz sene evvel25 inşa edildiği mahallinden İstanbul’a ulaşan yukarıdaki ilgili Osmanlı Arşiv Belgelerinde belirtildiğine göre, bu kilise ve çevresi kasabadaki en eski yerleşim yerlerindendi. Araştırmacılar da bu yönde kanaat sergilemektedirler. Kilisenin Ortaçağ’dan kalma olduğu kabul edilmektedir. Talbot Rice, kilisenin 13 ya da 14. yüzyılda inşa edildiğini düşünmektedir. 

Kilisenin adı hakkındaki ilk bilgileri Anadolu’yu 1800’lerden itibaren muhtelif görevler ile dolaşan Avrupalı seyyahlarda bulmaktayız: 

- 1817’de bölgeyi gezen ve bölge hakkında çok önemli bilgiler veren din adamı Ermeni Bıjışkyan’ın eserinde bu kilise hakkında bilgi yoktur. “Burada yıkık kiliselerden başka bir şey görmedik” ifadesi, onun sadece sahilden geçtiği, kasabayı layıkıyla gezmediğine yorumlanabilir. 
- Bunlardan, konumuz açısından en önemlisi 1835’te bu kiliseyi ziyaret eden Jeolog Hamilton’dur (DT. 1805, Ö.T. 1865). Hamilton, kilise hakkında bilgi veren ilk yabancı olmasıyla önem taşımaktadır. O, bu kilisenin “Saint Michael’e” atfedildiğini belirtmektedir: “St. Michael’e adanmış ve papazın belirttiğine göre 800 yıldan fazla zaman önce inşa edilmiş eski Yunan kilisesini ziyarete gittim. Tarzı kesinlikle eski Bizans dönemlerine ait. İçerde, altarın önündeki perdede meraklı birkaç resim ve arkasında aynı malzemeden yapılmış kısa bir duvarın üzerine dayanan ve kaba bir eşiği destekleyen dört adet küçük mermer sütun mevcut. Dışarıda, zarif bir pervaz veya kenarlıktan birkaç sırayla dekore edilmiş birkaç sahte pencere ve nişler yoğun Bizans havası veriyor”26. 

Hamilton’un kilise içerisinde, zemindeki mozaik döşemeden bahsetmemesi, günümüze ulaşan mozaik kalıntılarının 1846’daki tamirattan kalma olduğunu düşündürmektedir27. Yine Hamilton, kilisede mevcut olan herhangi bir kitabeden, yazıttan bahsetmemekte; verdiği diğer bilgilerde kilise papazını referans göstermektedir. Hamilton, belki de eski Yunanca bilmediğinden papaz üzerinden konuşmaktadır. Bilemiyoruz… Ancak kilisede bir kitabenin olması gerekirdi. İleride bahsedilecek olan ve 1846’daki tamirat esnasında ana kapının üstüne tamirat kitabesi yerleştirilirken eskisi yerinden çıkarılmış olmalıdır ve bu nedenle de 1846’dan öncesine ait eski kitabe günümüze kadar ulaşamamıştır. 

Buraya kadar verilen bilgilere göre ve bilhassa da kilise papazının 1835’te verdiği bilgi dikkate alındığında, kilisenin günümüze göre yaklaşık 985 yıllık bir bina olduğu ortaya çıkmakta ise de 688 yıllık olması kuvvetle muhtemeldir 28. 
1835’te kilisenin iç duvarlarında görülen boyama resimler 1950’lerin sonunda ise görülmemektedir 29. Yine 1950’lerin sonunda kilise zemininde pişmiş topraktan taş üzerine yeşil, beyaz ve siyah doğal taşlardan oluşan süslemeler 
bulunmaktaydı. Zemindeki bu süslemelerin kilisenin orijinal zemininin tam bir kopyası olduğu kabul edilmektedir 30. Bu süslemelerin pek azı günümüze ulaşabilmiştir. Zira günümüze ulaşan mozaik süslemeler ağırlıklı olarak kiremit kırmızısı rengindedir. Bu arada, kilisenin 1877’de yağmalanmış olabileceği ifade edilmektedir31. Eğer tespit gerçek ise bu durumun ortaya çıkmasında Ruslar ile devam etmekte olan ve Türk milleti açısından yıkıcı sonuçlar doğuran 93 Harbi (1877/78) etkili olmalıdır. Hamilton’un bu kilisenin adını, kilisenin papazından öğrenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Ortodoks olan papazın söylediği kilise adının, “aziz, kutsal” anlamına gelen “Aya” (Agia/Hagios) kısmının Hamilton’un değişime uğratarak “saint” imlasıyla kayda aldırttığı da düşünülebilir. Bu arada Hıristiyan inancında ve bilhassa da bölgedeki Rum Ortodoks inancına göre melekler (Mikail, Cebrail vb.) “Aya” unvanı ile anılmamaktaydı. Bu unvan, 
hürmet gösterilen diğer dinî şahsiyetlere verilmekteydi. Bölgedeki Ortodoks Rumlar aziz, kutsal manasında Aya, Ayu, Ayo kelimelerini sıklıkla kullanmışlardır. Mesela Osmanlı Tahrir Defterleri’ne yansıyan bazı Trabzon mahallelerinin adları şu şekildedir: 1523 yılı için Ayu Marina Mahallesi, Ayu Gregor Mahallesi, Ayu Ovyan Mahallesi, Aya Sofya Mahallesi ve diğer bir yerde Ayi Sofya Mahallesi. 1583 yılı için Ayu Todor Mahallesi, Ayu Kiryaki Mahallesi, Ayu Vasil Mahallesi, Ayu Ovyan Mahallesi, Ayu Yori Mahallesi32. Yani “Aya” ile aynı anlama gelen “Saint” kullanılmamaktadır. Dolayısıyla, Anadolu’yu 1800’lerden itibaren karış karış gezen ve çoğu Katolik olan seyyahlar, “Saint Michael” örneğinde bölgedeki Rumca 
adlandırmaları Katolik mezhebi sürümü ile kayda alma gayretinde oldukları söylenebilir. Zira 19. yüzyıl hem dünyada hem de Anadolu’da Hıristiyanlar arasında mezhep çatışmalarının zirve yaptığı bir döneme karşılıktır 33. 
- Mayıs 1913’ten itibaren ve Millî Mücadele döneminde Trabzon’daki Rum cemaatinin metropoliti Hrisantos’tur34. Trabzon’un son metropoliti unvanına sahip Hrisantos Flippidis’in, 1923 mübadelesi ile Trabzon’dan ayrılması akabinde meskûn olduğu Atina’da yayınladığı Trabzon Kiliseleri (1934) adındaki Yunanca kitaptaki bilgilere göre Hrisantos, Galinos Mahallesi’ndeki kiliseyi, “Archistrategon Bizans Kilisesi” (Başkomutanların Bizans Kilisesi) adıyla adlandırmıştır. Hrisantos’a göre kiliseye ait bazı parçalar, kilisenin avlusunun bir köşesinde günümüze kadar (1934) korunmuştur. Hrisantos’un verdiği diğer bilgiler Hamilton ve T. Rice’den alıntıdır. 
Burada “Başkomutanlar”, (Archistrategoi) ifadesi dikkat çekmekte ve çoğul yapıdaki bu kelime, Osmanlı arşiv kayıtlarında bu kilise için kayıtlı olan yine çoğul yapıdaki “Aya Taksiyarhi” yani “Aziz Başmelekler” adını, kelimesini hatırlatmakta dır. Kilise isimlerinden olan bu adlandırmalardaki çoğul ek “Bütün Başmelekler’e” ithaf olabileceği gibi, bir görüşe göre, “Archistratigos, Mikhail ve Cebrail isimli iki büyük meleğin bir vücutta buluşmuş halidir. Bu melek iki başlıdır”35 bilgisine de ithaf olabilir. Hal böyle olmakla beraber Archistrategon kelimesinin Mikhail’e işaret ettiğine dair literatürde bilgi vardır: “Archistratigo Michael” 36. Yani Başkomutan, Başstratejist Mikhail. Bu bağlamda 1846 tarihli tamir kitabesine göz atmak gerekir. Galinos Mahallesi’ndeki kilisenin ana kapısı üzerinde yer alan 1846 tarihli tamir kitabesi 37 ve bu kitabenin genel bir çeviri şu şekildedir: 

C:\Users\sony\Desktop\4.jpg 

Kilisenin 1846 tarihli tamir kitabesinin genel görünümü 

“Sana inanan bütün cemaatimiz (yalvarıyoruz) Ey Tanrı bu kiliseyi koru (sağlam tut). Senin mübarek kanın sayesinde bu cemaatin dindar, sadık kulları/kişileri tarafından (katkılarıyla) yeniden yapılan 38 (onarılan) Başkomutanın bu kutsal/aziz kilisesini koru. 1846 Mayısın 20’si”39. 

Kitabede, “Başkomutanın bu kutsal kilisesi” ifadesi vardır. “Arhistrategu” yani 
“Başkomutanın”, “Başstratejistin” anlamına gelen tekil vurgu söz konusudur. Tekil olarak başkomutan kelimesinin karşılığı: Archistrategos’tur. Bu durumda kitabeye göre 1846’da kilisenin, Arkhistratigos Kilisesi olarak adlandırıldığı söylenebilir. Bu sonuç, yani tekil vurgu şüphesiz Mikhail’e işarettir. Zira Hıristiyan teolojisine göre Başmelek Mikail: “Kim Tanrı gibidir” (…). O bir “prens”, “Rab’bin ordusunun lideri”, şeytana ve onun hilelerine karşı ana savaşçı olarak kabul edilir 40. 
- Karadeniz kültürü hakkında araştırmalarda bulunan Dimosthenis İkonomidis (1858-1938)’in Pontus Helenizm Ansiklopedisi, Cilt 7, Sayfa 278’de verdiği bilgilere göre kilise “Taxiarhon Kilisesi” adını taşımaktadır41. Bu adın, Osmanlı arşiv kayıtlarında geçen “Aya Taksiyarhi” adı ile bağlantılı olduğu açıktır. 
- Yukarıdaki bilgiden bizleri haberdar eden Poultidis Panagiotis’in verdiği malumat ise bir hayli önemli olup, bu araştırma yazımızda sıklıkla bahsini ettiğimiz Osmanlı Arşiv kayıtlarını da destekler mahiyettedir. Panagiotis’e göre, “Hiç bir kaynaklara 
Akçaabat’a St Mıchel adına adanmış bir kilise olduğunu rastlatmadım, zaten St. 
Mıchel Katolık bir aziz. Taxiarhon kilisesi iki baş meleğin adına yanı Cebrail ve 
Mihail adanmış bir kilisedir. Ortodoks aleminde askerden alınmış rütbeler azizlere 
vermeye alışmıştır. Taxiarhis yanı on bin azizlerin komutanıdır. Taxiarxon başka 
bir rütbesi var “Ayestratigos” yani Aziz ceneral. Böylece Mihail ve Cebrail on bin 
meleğin komutanı vardır. Son olarak kanaatim da bu kilise şöyle adlandırabilir: 


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder