31 Ekim 2017 Salı

Merve’ye ne oldu, onu kim harcadı!


Merve’ye ne oldu, onu kim harcadı!

EMİN ÇÖLAŞAN

​Sevgili okurlarım, geçtiğimiz temmuz ayında büyükelçi atamalarıyla ilgili taslak kararname ortaya çıkmıştı.
Buna göre, hükümetin en yakın elemanlarından biri olan ve köşe yazarlığı yaptığı şeriatçı Akit Gazetesi'nde her gün siyaset yapıp özellikle CHP'ye geçiren Merve Kavakçı, Türkiye'nin Kuala Lumpur (Malezya) büyükelçiliğine atanmıştı.
Bu anlamsız ama torpilli atama kamuoyunda çok tartışıldı.
Bu hanım diplomat değildi. Dışişleri Bakanlığı'nda bir gün olsun çalışmamıştı.
Peki nereden çıkmıştı o atama?
Belli ki siyasi bir tercihti, hükümet hiç ilgisiz birilerini bile büyükelçi yapıyordu.

* * *
Bu taslaktan sonra iş atama kararnamesinin Resmi Gazete'de yayınlanmasına kalmıştı…
Ve dün yayınlandı.
Yurt dışında görev yapan 17 büyükelçi merkeze alındı, 21 ülkeye yeni büyükelçiler atandı.
Atananlar arasında AKP kurucuları, Saray'ın danışmanları ve Aile Bakanı hanımın kız kardeşi bile vardı!
Olmayan sadece Merve idi!
Peki ne oldu Merve'ye, üzerine niçin çizik attılar?
Mutlaka önemli bir şey var ama ne?..
Acaba ByLock mu çıktı, ya da başka bir şey mi oldu?
FETÖ ilişkileri gibi bilmediğimiz bazı gerçekler mi ortaya çıktı?
En kısa zamanda açıklanması gereken bir durumdur.

* * *
Merve olayı yakında açıklığa kavuştuğu takdirde hep birlikte öğreniriz. Ancak ortada acı bir gerçek var.
Dışişleri Bakanlığı bu iktidar dönemine kadar iç siyasete bulaşmayan ciddi bir kurumdu. Kendi kuralları vardı ve siyasi torpille değil, o kurallar doğrultusunda yönetilirdi.
Maşallah bütün bu kuralları da silindir gibi ezip geçtiler, Dışişleri'ni parti siyasetine alet ettiler.
Adamı olanlar, iktidardan torpil bulanlar yükseliyor, yıllarını bu mesleğe vermiş olan diplomatlar karınca gibi eziliyor.
Merve olayı bu ciddiyetsizliğin son örneği!

ERTUĞRUL İYİCE SAPITTI

Sevgili okurlarım, Ertuğrul Özkök ismini bilirsiniz. Hürriyet
Gazetesi'ni yıllarca yönetti, şimdi köşe yazarı!
Ertuğrul 70 yaşında.
Yazılarını okuyorum, bazen yüzüm kızarıyor.
Benim yüzümün kızarması hiç önemli değil ama Hürriyet bir aile gazetesidir.
O gazeteyi kadın, erkek, genç ve en yaşlı insanlardan tutun da küçük çocuklara kadar herkes okuyor.

* * *
Ertuğrul şimdi fena halde sapıttı, iyice cıvıklaştı.
Penis yazarı oldu, utanmasını arlanmasını iyice yitirdi.
Konu bulamayınca cinsellik olayına balıklama dalıyor.
Doğrusunu isterseniz herkes bu cinsellik konularını önceleri Haydar Dümen'den okurdu, şimdi ise sosyolog Ertuğrul'dan okumak zorunda kalıyor!.
Yaşı ilerleyen bir şahsın nasıl sapkınlaştığını görüyorum.

* * *
Dünkü yazısının başlığı “Köşe yazarları penisten niye bu kadar korkuyor?”
Şimdi sizlerden özür dileyerek yazısından bazı bölümleri aynen iletiyorum. İki köşe yazarının kapışması sonrasında hayatında ilk defa şu ifadelere rastlamış:
“Fışkıran aşırı gerçekçi penisler…”
“Penis karşısında el pençe divan durmak…”
Bunları görünce bir genelleme yapmak zorunda kalmış ve yazısında soruyor:
“Acaba Türk köşe yazarlarında genel bir penis fobisi, penis korkusu mu var? Cümleyi tekrarladıkça merakım artıyor. Fışkıran aşırı gerçekçi penis. Sosyolog ve sosyal psikolog kimliğimle bu konunun üzerine gidip penis korkusu olan köşe yazarlarına, bu korkudan kurtulmaları için yardımcı olacağım.”
Olmaz böyle yazı demeyin, vallahi aynen böyle!

* * *
Ancak iş bununla da bitmiyor. Yazısını okumayı sürdürelim. Paris'te bir sergiyi gezmiş, şöyle diyor:
“Eserler normal insana göre ya çok büyük, ya da çok küçük. Tabii buna göre penisler de ya çok büyük, ya da çok küçük oluyor.
Öyleyse köşe yazarlarımızdaki bu penis korkusu neden kaynaklanıyor?
Azametinden (büyüklüğünden),
cüssesinden mi, yoksa küçüklüğünden mi?”
Sonra soruyor:
“Büyüğü mü daha çok korkutur, küçüğü mü?”
Zırvaladıkça zırvalıyor, saçmaladıkça saçmalıyor…
Acaba kendisi hangisinden korkuyor, onu söylemiyor!

* * *

Bir insanın, kim olursa olsun 70 yaşından sonra böyle sapıklaşması hayra alamet değildir.

Ertuğrul resmen sapıttı.

Eskiden bu kadar değildi. Şimdi ar damarı çatladı, utanma duygularını tamamen yitirdi.
Bu adam torun sahibi!..
Okurlarından ve gazetesinden utanmıyor, bari torunundan utansın.
(Onun bu cıvıklıklarını sizlere iletmek zorunda kaldığım için bir kez daha özür diliyorum.)

-----------


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder