Söylemediler Demeyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Söylemediler Demeyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2018 Perşembe

FEDAİ!!.. Söylemediler Demeyin!!.




FEDAİ!!..  Söylemediler Demeyin!!.


Zahide Uçar:

F tipi örgütün F tipi polis elbiseli üyelerine; Biz 1980 öncesi yılları yaşamış kuşaklarız. O nedenle bu yazıyı içinizden bir okuyan varsa diğerlerine anlatsın.
Sizler polis okulu soruları elinize verilerek, cevapları ezberlettirilerek polis yapıldınız.
Ordu’nun siyaset üzerindeki ağırlığına karşılık polis teşkilatını güçlendirme fikri Özal ile başladı. Sonra Tansu Çiller ile devam etti. Çünkü polisi siyasallaştırmak 
kolaydı. Ayrıca cemaat ve tarikatlara bağlı birçok polisin oluşu, polis teşkilatını manevi ve dini değerleri kullanarak yönlendirmede kolaylık sağlıyordu.
80 öncesi gençliği NATO ve VARŞOVA Paktı, MAO adına birbiri ile savaştırıldı ve birbirine kırdırıldı.
O gençler sizler gibi değildi. Sinsilik bilmediler. Yürekli gençlerdi. Yaptıkları savaşı vatanları için yaptıklarını sandılar. Onların oyunu fark etmeleri çok zordu. 
Çünkü siyaset, Ordu, Polis, Bürokrasi, Üniversiteler, İstihbarat, yargı, aileler bile NATO ve VARŞOVA Paktı adına bölünmüştü. Şimdiki gibi internet yoktu. 
Sağcı ce solcu basın her gün gençleri kışkırtıp, nerede ise vurulmasını istedikleri isimleri yayınlar hale gelmişti.
O dönemde Özel Kuvvetler Komutanlığı içinde olan NATO(Amerikan askerleri), yani Amerikan gladyosu iş başındaydı.

Tek bir Televizyon vardı: TRT

Dolayısı ile gençlerin düştükleri tuzağı görmesi nerede ise imkansızdı.
O dönemde polis, MİT ülkücülerin bir kısmını kullandı. Ülkücülere dediler ki;
“Allahsız Ruslar ülkemizi işgal Etmek için koministleri kullanıyor. Vatanı savunmak için görev almanız lazım.”
Ellerine kirli silahlar verildi. Hedef isimler üzerine gönderildi. Anadolu’dan gelmiş, maddi imkanları sınırlı mütedeyyin ailelerin çocukları olan bu gençler, 
“vatanı kurtarıyoruz” diyerek polis abilerinin veya sivil abi ve ablaların talimatıyla olaylara sürüldü.
“Vatanı biz kurtaracaksak, polis ve asker ne yapacak” diye sorgulama yapamadılar.
12 Eylül darbesi gerçekleştiğinde ülkücüler de toplandı. Birbirini düşman ordusu olarak gören solcu ve ülkücüler aynı hapislere, aynı işkence odalarına sokuldu. 

Ülkücüler Polis Abilerine;

“Abi, siz bize vatanı savunacaksınız dediniz” dediklerinde, ağız dolusu küfürle karşılık veren polis ve asker abiler;
“Ulan vatanı kurtarmak size mi düştü?”
Diye cevap verdi. Ayılmışlardı. İhanete uğramışlardı. Kullanılmışlardı ama iş işten geçmişti.
İşte 80 öncesi o kuşak edindikleri tecrübe ile çocuklarını korudu. Olaylardan uzak tuttu. Bu demek değildi ki, ülkeleri giderken seyirci kalacaklar. 
Kalmayacaklardı ama çocuklarının da kullanılmasına, bir gençlik kıyımına daha izin vermeyeceklerdi. Bu durumu anlayamayanlar halkı sessiz kalmakla suçladı.
12 Eylül darbesi ve 1980 yılı öncesinde;
İdealist, vatanını “ölüme gözü kapalı gidebilecek kadar çok sevme imtihanından geçen” bir neslin üzerinden geçildi.
Bu kıyım NATO ve Varşova Paktı arasında geçen savaş adına yapıldı.
Şimdi yeni GLADYO sizsiniz. NATO adına fedailik yapıyorsunuz. CİA ile ortaklık yaparak Özel Kuvvetlerden temizlenen Amerikan gladyosu yerine siz 

GLADYO Görevi Yapıyorsunuz.

Yargınızla, sanal istihbaratınızla, Polis teşkilatı içindeki yapılanmanızla bu millete karşı en ahlaksız savaşı siz veriyorsunuz. Üstelik sizin 1980 öncesi 
gibi şartlarınız da yok. Her şeyi isteyerek, bilerek, kinle yapıyorsunuz.
Işık evlerinde sizlere ne anlatılıyor bilmiyorum. Ellerinize kitaplar veriliyor. Okuyup okumadığınızı kontrol için imtihan ediliyorsunuz. Bunu biliyorum. 
Kendi fasit çemberinizin dışına çıkmadığınız için farklı fikirler duymuyorsunuz. Saksı hep aynı zehirle sulanıyor. Zihinleriniz kontrol altında. Dolayısıyla;
Bu millete karşı sürdürdüğünüz savaşta ahlak yok, insanlık yok, vicdan yok. Yani insana ait hiçbir değere bağlı değilsiniz. Oysa savaşan milletler bile 
savaşın ahlak kurallarına belli oranda uyarlar.

Sizleri Silivri’de gördük, Hasdal’da gördük.

Ve en acımasız yüzünüzü “Direniş Eylemlerinde” gördük.
“Her şey tamam, ülke elimizde artık” dediğiniz noktada direniş eylemleri kimyanızı bozdu. Sanki Polis değil, Hasan Sabbah’ın haşhaşin örgütü elemanı 
gibiydiniz. Kafayı çekmiş, şuursuzca mermi sıkan bir haşhaşin…
Kadın demediniz, çocuk demediniz. Çünkü korkuyordunuz. Elimizde dediğiniz gücün elinizden alınmasından korkuyordunuz. 

Haklıydınız. 

10 Yılda öyle çok nefret ekmiştiniz ki, nefret biçme zamanından korkmalıydınız.
Siz ölüm ektiniz, kin ektiniz, zulüm ektiniz. O tarladan ne biçmeyi umut ediyordunuz?
Sadistçe, hedef alarak plastik mermi sıktığınız, kimyasal biber gazlarını hedef alarak attığınız insanlar kim biliyor musunuz?

Onlar;

Askeri, polisi, yargısı, başbakanı, cumhurbaşkanı, bakanı olmayan halk. Muhalefet görevini yapmadığı için vatanına, bayrağına, cumhuriyetine sahip çıkma 
mecburiyetinde kalan halk. Onlar bu ülkeyi küresel elite peşkeş çekmeye kalkanlara “DUR” diyen halk.
Yani fedai beyler, onlar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin beka ve bütünlüğünü savunmak üzere sokağa çıkmış insanlardır.
Peki ya sen, sen kimin adına görev yapıyorsun? Ben söyleyeyim:
“Sen NATO(Amerika), gerçekte ise küresel elit, yani Siyonizm adına tetikçilik yapıyorsun.”

Kısacası;  FEDAİSİN!!.

Bu süreç;

F tipi gladyo, koalisyon ortağı Erdoğan ve AKP üzerinden Müslümanlara operasyon yapma sürecidir. İşte siz bu operasyonun piyonlarısınız.
Ava giderken avlanan sizler yarın sakın ağlamayın.
Size 12 Eylül ve öncesi, vatan çocuklarına işkencenin en iğrençlerini yapan bir ismi hatırlatayım:

Laz Fikri…

Komünistlerin hayalarını sıkarak işkence yaptığı için “Taşakçı Fikri” lakabı ile anılan polis.
Tövbe etti, vicdanı rahat bırakmadı. Namaza başladı, vicdanı susmadı. O işkence yaptığı, kısır bıraktığı gençlerin çığlıkları uyutmadı.
Çareyi intihar etmekte buldu.
Sizin elinizde 5 gencimizin kanı, anne ve balarının, sevenlerinin ahı var. Çıkardığınız gözler, yaraladığınız insanların vebali var.

O kadar Kirlendiniz ki…

Yandaş Gençleri kullanmaya başlamışsınız.

B.F. Y. adlı genç twitter hesabında 06 Temmuz 2013 günü şöyle yazmış:
“1-Gruplanıyoruz yarın saat 7 de Taksim’de polisin yanındayız polise şekil yapanların a. koymak inancıylaa!”
2-Bugün polis abilerle muhabbet fenaydıJ) Adamlar bizi yanında götürdü çapulcuları kovalamaya fena kavga ettik.”
Ne diyorsunuz bu gençlere? Vatanı siz kurtaracaksınız mı diyorsunuz? Kendiniz tespit edilme korkusuyla suçu bu gençlere mi işletiyorsunuz? Direnişçilere 
çivili sopalarla saldıranlar kim? Ali’yi öldüren eli sopalı katilleri siz mi saldınız? Ya da sokağa saldıklarınızın arasına karışıp bizzat siz mi öldürdünüz?
Çünkü Ali “polis beni dövdü” demiş.

Sokağa Saldıklarınızla ; “ Vatanı kurtarmak size mi düştü ulan ” diye ne zaman bağıracaksınız?
Bu CİA hiç yaratıcı değil. Hep aynı oyun, hep aynı tezgah.
1980 öncesi ülkücü ve solcu gençlere operasyon yapılmıştı. Onlar ezildi ama eğilmedi.
Şimdi pembe yanaklı utangaç ev kızı kıvamında yetişip, gücü ele geçirdiğini düşünerek küreci elit elinde tele kıza dönenler, Fedailik yapıyor.
50 Yıldır din ve Siyonizm düşmanlığı üzerinden siyaset yapanlar, Haçlıya uşak durumuna düşerken, siyonizmin koynundan çıkamıyor.
Ne acınacak bir son!!.
50 yıl savunduğu fikrini; makam, para ve güç adına bir çırpıda satıvermek…
İnancını satandan geriye kalan sadece bir paçavradır.
Ha, bir de;
Siz askerlikten yırttınız ya?
Anadolu’da askerliğini yapmayanı adamdan saymazlar.
Gezi direnişinde gösterdiğiniz performans da zaten bu sözün doğruluğunu ispat etti.
Gün döner, “biz aldatıldık” derseniz, bilerek ve isteyerek aldandığınız için, bu millet sizi affetmeyecektir.
Kimse bizi uyarmadı demeyin!!.
Sakın “biz emir kuluyuz” da demeyin. Emirle gaz bombası usulünce atılır. Kafaya nişan alınmaz. Plastik mermi yakın mesafeden kafaya atılmaz. 
Tomalardan sıkılan kimyasal karıştırılmış sular evlere, dükkanlara, şahısları hedef alacak şekilde sıkılmaz. Halkın üzerine düşmanla savaşır gibi;
“Allah Alah” diyerek hücum edilmez.
Belli ki bu işe dünden gönüllüsünüz.
Yani NATO(ABD)’nun polisi, yani tetikçisisiniz.

CİA adına FEDAİ!!

Sahi, hiç mi Utanmıyorsunuz?

NOT: Fetullah hakkında ne zaman bir paylaşımım olsa, ne zaman bir yazı yazsam evime garip telefonlar geliyor. Küfür ediliyor. Telefonumu kimlerin 
bulabileceğini biliyorum. Yani sizsiniz. Çok küçük işlerle uğraşıyorsunuz. Çünkü beyninizi efendinize teslim ettiğiniz için fedailikten başka bir şey bilmiyorsunuz. 

Yazık!!.

....