ADALETİN ÇIĞLIĞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ADALETİN ÇIĞLIĞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2017 Pazar

ADALETİN ÇIĞLIĞI


ADALETİN ÇIĞLIĞI 


24.2.2017
Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com

Rusya,Türkiye ve İran öncülüğünde Astana toplantıları, Suriye'de güvenlik
tesis edilmeden reformların yapılamayacağı esasında bir ateşkes süreci
sağladı.
Güvenliğin tesis edilmesinden anayasal, kanuni ve meşru sorumluluğu olan
Esad hükümetini sorumlu tuttu.
Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü başlığında, BM garantisiyle
savaşan muhalif silahlı güçlere lojistik kesildi ve sınırlarda denetim
kuruldu.

*
Şimdi Özel Temsilci S.de Mistura öncülüğünde "Suriye'de Siyasi Çözüm"
arayışı için Cenevre'de BM bürosunda Cenevre-IV görüşmeleri yapılıyor.
Mistura, görüşmelerin dönüm noktası olarak algılanmaması gerektiğini
söylüyor.
Öncelikle ateşkesin devam ettirilmesi ve kurallarına uyulması amaçlanıyor.
Bir sonraki turunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz belli değildir ama
taraflar bu yüzyılın en büyük insanî trajedisinin temel nedenleriyle başa
çıkmaya hazır olduklarına dair açık işaretler veriyor...

*
1-ABD'nin küresel egemenliğini sürdürme temel stratejik hedefi,
2-İsrail'in güvenliği için "işgal durumunda Arap direnişlerinin
desteklenmesi ve Filistin'in temel mesele olarak kabul edilmesi" ilkesine
dayanan Suriye'nin dış politikasına tepkisinin bileşkesinde;
Batı Koalisyonu: kirli planlar, komplolar düzenleyerek ve İslamcı vekil
güçlere bel bağlayarak Suriye'de rejim değişikliği operasyonları
düzenledi...

*
Sonra bu operasyonları dünya kamuoyuna;
Suriyelilerin 1970'den beri kendi uluslarına egemen olan bir rejime karşı
güvenlerinin hızla kaybolması, rejime imanlarının kalmadığı biçiminde
takdim ettiler.
Ama Suriye trajedisinin tahammülleri aşması ve vekil güçlerin uluslararası
İslamcı Cihad terör örgütlerine dönüşmesi;
Bu adi savaşın Amerikan halkına ve tüm dünya kamuoyuna bir insani müdahale
olarak satılması girişimlerini bütünüyle başarısız kıldı...

*
Rusya da liderliğini sürdürmek üzere Doğu Akdeniz enerji denklemindeki
yerini sağlamlaştırmak zorundaydı.
Esad'ın yerine alternatifin olmayışından ve krizin çözülmesi için Batı ile
ortak düşmanları olan terörizme karşı çabaların birleştirilmesi
gerektiğinden,
Bunu daha önce ideoloji farklılıklarına rağmen II. Dünya Savaşı sırasında
Nazi faşizmine karşı yaptıkları ve başarılı oldukları gerçek bir örnekten
hareketle Suriye'ye müdahale etti.

*
Batılı ve bölgesel ortakların jeopolitik mühendislik yapmaya son vermeleri,
Suriye Arap Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile toprak bütünlüğüne saygı
duymaları yönünde çağrılar yapıldı.
Giderek Suriye'deki çatışmayı ancak Suriyelilerin çözebileceği fikri
pekişti.
ABD Başkanı D.Trump dış politika ekibinden uygulanabilir adımlar atmasını
ve işbirliğinin yapıcı olmasını istedi...

*
Yakın zamana kadar Rusya ve İran, B.Esad'ın ayrılığını pazarlıksız
görüyordu.
Eski ABD Başkanı B.Obama'nın yönetimi haricinde Batı koalisyonu da bunun
barışçıl bir çözüm bulunması için asıl bir gerekçe olmadığı noktasındaydı.
Bu arada Rusya ve İran'da da beklenmedik biçimde B. Esad'ın iktidardan
ayrılmasının kaçınılmaz olduğuna ilişkin bir fikir birliği şekillenmeye
başladı.

*
Bugün taraflar pozisyonlarını değiştirmektedir.
Başkan D.Trump ve İngiltere Başbakanı T.May, Esad'ın barışçı bir çözümün ön
koşulu olarak denklemden çıkarılması sinyalleri gönderiyor.
Rusya ve İran, Esad'a nihaî bir emeklilik konusunda herhangi bir konuşmayı
reddetmiyor...

*
Ne ki, Esad'ı denklemden çıkarmanın zorlukları bulunuyor.
1- Esad'ın ayrılması için bir geçiş süresi gerekiyor.
2- Esad başkanlık görev süresinin sonuna kadar en az beş yıl daha kalmayı
istiyor.
Batı koalisyonu ise 12 ilâ 18 aylık bir geçişte ısrar ediyor...

*
İngiltere Dışişleri Bakanı B.Johnson, kısa bir geçiş sonrasında Esad'ın
yeniden seçilmek isteyeceğini,
Ama teklifinin, Esad'ın kendisi tarafından organize edilmemiş bir seçimde
herhangi bir şansı olmayacağı düşüncesine dayandığını söylüyor.
Esad'ın boşluğunu Batı güçleri ile Rusya liderliğindeki tarafların
doldurabileceğini ileri sürüyor...

*
Ama geçiş süreci tek sorun değildir!
Esad'ın,yakınlarının ve koruyucularının hayatlarının geri kalan kısmını
nerede yaşayacakları da çözüm bulunması gerekli bir husustur.
Ne Rusya ne İran'ın, savaşta acı çekenler tarafından intikam operasyonları
için mıknatıs olacak bu gruba ev sahipliği yapmak istemeyeceği öngörülüyor.
Esad'ın ve yakınlarının güvenliğini sağlayacak ev sahibi ülke bulmanın
kolay iş olmadığı anlaşılıyor.

*
Cenevre sürecleri devam ederse ulusal bir misak çerçevesinde egemenlik,
bağımsızlık, toprak bütünlüğüne tutunan yeni bir Suriye resmedilecektir.
Anayasa ve yargı sistemini öne koyabilmek için savaş ve insanlık suçları
işleyenlerin ayırt edilmesi,
İşlenen suçların savaş ve terörle mücadele hukukunun gelişmesi
doğrultusunda kategorize edilmesini sağlayacak bir yargılama mekanizmasının
oluşturulması gerekiyor.

*
Bunca trajedik yaşama rağmen, Esad ya da başka bir devletin yetkilisinin
Suriye topraklarında işlediği savaş ve insanlık suçlarıyla kovuşturulmaları
konusu da karmaşıktır.
Bu suçlarla ilgili uluslararası hukukun son yıllarda gelişen biçimi, bir
kovuşturmanın hayal edilmesinin dahi zor olduğunu düşündürüyor...

*
Mesela B.Esad ya da savaş ve insanlık suçuna bulaşmış her kimse, ne kadar
süre yaşarsa yaşasın ilgili savcılığın daimi bir hedefi olacaktır.
Ancak Nürnberg'teki Nazi partisi liderlerinin davası bugün önemli derecede
aşınmıştır.
BM üyelerinin çoğunluğunun onayladığı Roma Protokolleri ve Uluslararası
Ceza Mahkemesinin kurulmasına yol açan yeni bir fikir birliği
şekillenmiştir.
Şimdi "Egemen Dokunulmazlık" kavramı hükümetler ve liderleri savaş suçları
ve insanlık suçlarına karşı koruyor.
Nadir durumlar dışında "Egemen Dokunulmazlık İlkesi" bir devletin üst düzey
yetkilileri bile kapsıyor; devlet yetkililerini kovuşturmak imkansız hale
gelmiştir...

*
Üstelik bir kaç yıl öncesine kadar savaş suçları olarak sınıflandırılan
fiiller de bugün sınırlandırılmıştır.
Bu geçmişte savaş suçu kabul edilen bir çok fiilin bugün yargılamaya konu
olmayacağı anlamına geliyor.
Sırbistan liderleri S.Miloseviç, R. Karadziç ve R. Mladiç davaları bu
gerçeği çarpıcı biçimde tespit etmişti...

*
Başka bir değişiklik, "Kanıt Kuralları"na yeni yaklaşımın geliştirilmesiyle
ilgilidir.
Mesela Kamboçya'da Kızıl Khmer [Khmer Rouge] liderlerinin savaş suçları
davasında sunulan delillerin tamamı çapraz soruşturmayı gerektiren
mağdurlar ya da hayatta kalanlar tarafından yapılan ifadelerden
oluşuyordu...

*
Ancak şimdi birçok hükümet, savaş suçları ve insanlık suçlarıyla ilgili
sistematik kanıtlar topluyor.
Mesela ABD Dışişleri Bakanlığı bu tür suçları kanıtlamak üzere danışmanlık
hizmeti veren bir Küresel Ceza Adalet Bürosu [Office of Global Criminal
Justice] ile çalışıyor.
Bu büro Esad'ın savaş suçları ve insanlık suçları iddialarıyla ilgili
kanıtlar topluyor.

*
Mesela Danimarka ve Almanya da Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu
[Independent International Commission of Inquiry on Syria -IICIS] ile
birlikte Suriye İç Savaşında Esad ve Türkiye'deki liderler
aleyhine kanıtlar topluyor.
Almanya Başbakanı A.Merkel, Suriye'de savaş suçu ve insanlığa karşı suç
işlemesinin göz ardı edilemeyeceğini açıkça belirtiyor.
Sivil toplum örgütleri ve çoğu Suriye'den oluşan binlerce insan hakları
savunucusu da yıllardır kanıtlar topluyor...

*
Fakat en önemli kanıtlar;
1- Rusya'nın, Türkiye'deki iktidarın İŞİD ile ilişkilerinin araştırılması
için BM Güvenlik Konseyine teslim ettiği;
Irak'ta İŞİD ile birlikte yürütülen yasadışı petrol ticareti: Suriye'ye
gönderilmek üzere yabancı teröristlerin sınırdan geçmelerinin
kolaylaştırılması: Suriye'de harekât yürüten terörist gruplara silah
tedâriki: IŞİD ile birlikte yapılan tarihi eser kaçakçılığı: Türkiye'den
Suriye'deki IŞİD kontrolündeki topraklara yönelik silah ve cephane
sevkiyatına ilişkin istihbarat raporları,
2- İstihbarat örgütlerinin ele geçirdiği ABD'de H.Clinton'ın kişisel
elektronik posta hesapları ki;
ABD ve NATO'nun Libya müdahalesi: 2011'de Esat'ı devirmek ve ardından
Irak'a saldırmak için Suriye'ye geçen IŞİD teröristlerinin finanse
edilmesi, silahlandırılması ve operasyonlarda görevlendirilmeleri: Pentagon'un,
Batılı kimi ülkenin, Körfez'deki devletlerin ve Türkiye'nin Suriye'nin doğu
bölgelerini denetimleri altına almaya çalışan bu güçleri nasıl
desteklediğini gösteren kanıtlardır.

*
Daha dün Başkan Trump'ın terörle mücadele ve ekonomik sorunları çözmek için
Rusya ile anlaşma yapmak istediği açıklanmıştır.

Bu, eski Başkan Obama zamanında ABD ve Rusya arasındaki bir zımni
uzlaşmayla Astana ve bugün Cenevre-IV görüşmelerine gelinmesi sürecinin,
Başkan Trump döneminde yürütüleceği anlamına geliyor.

Böyle bir sürecte tarafların ilgili kanıtlar üzerinden Suriye'de Siyasi
Çözüm sağlamak yolunda ilerleyecek görüşmelerinin bir sırasında;
Suriye'de savaş suçu ve insanlık suçları işleyenlerin yargılanması
konusunda ön alacakları kuşkusuzdur.

Çünkü genel bir kural işliyor: "Adaleti çiğneyen devlet adamlarını
cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır."

*
Öyleyse, " İyiyi" yüreklendirmek ve alkışlamak, " Kötüyü " ayıplamak ve ceza
vermek gerekiyor.

O yüzden bendeniz, bu yüce milletin bir ferdi olarak "Hayır, Efendim Hayır"
diyorum...

24.2.2017
Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com

***