27 Mart 2020 Cuma

Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez: CHP MUVAZAALARI ve BAYKAL'ın İSTIFASI BÖLÜM 1

Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez: CHP MUVAZAALARI ve BAYKAL'ın İSTIFASI BÖLÜM 1



Tacı Haine Giydiren Milletin Kanı Dinmez..,

Çanakkale Savaşının ardından 1918'de Yıldırım Orduları Komutanlığını, Alman Liman Von Sanders'ten devir alan Atatürk, madalyaları ile çekilmesine izin verdiği resminin altına Osmanlıca Hz.Muhammed'e saygı için şunu yazdırır; 
“ Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi!!!” Bu resmin çekilişinden 5 yıl 
sonra,bitirilmiş bir imparatorluktan da bağımsız bir devlet çıkaracaktır. 

Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez,milletçe 
sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür.
Adilyargıç / Keykubat.

Bloga,darbeci,cuntacı,işbirlikçi dönmeler,ayrılıkçı faşist veya kökten dinciler, bilip de susanlar, aklen ergenliğe ulaşmamış, din,tarih konularında okul bilgilerini bile öğrenememiş, hayatında bir kez olsun Türkçe Kuran bile okumamış,yaşı "40"ın altıda olanların girmeleri sakıncalıdır.

Bu uyarı sonradan tuhaf soruların sorulmasını engellemek, araştırma,sorgulama 
yetenekleri gelişmemiş olanların dengelerinin korunması amacı ile konulmuştur.

Atatürk'çü,solcu,din dahil her şeyi sorgulayan,iftira,yalan yazı içermeyen,ırk 
ayırımcılığı yapmayan, eleştirinin ayarını kaçırmayan,yazarının bilgisi ile 
sınırlı bir blogdur.

Başka yazılarda ve bu blogda okuyacaklarınıza, araştırmadan soruşturmadan hiç bir şeye inanmayınız.

Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.
Saygılar, Sevgiler.


CHP MUVAZAALARI ve BAYKAL'ın İSTIFASI 

CHP - ŞİKELERİ ve BAYKAL’IN İSTİFASI 

12 Mayıs 2010 Çarşamba

I.ŞİKE- (Muvazaa)

ATATÜRK’Ü SAF DIŞI ETME ÇALIŞMALARI

1789 Fransız Devrimi ardından yayılan Napolyon ordularını bozguna çıkarmak 
amacıyla İngiltere ve müttefiki olan Avrupa’nın feodal güçleri,başta 
İspanyollar,İtalyanlar olmak üzere tüm Avrupa’da “Etnik Milliyetçiliği” 
körükleyerek Napolyon ordularını 15 yılda bitirmeyi başarırlar.
Ancak,iyi maya tutan bu etnik milliyetçilik,20.yy.başında Rus Çarlığı,Avusturya 
Macaristan ve Osmanlı İmparatorluklarını tarihe gömecektir.
İşte o gömülme anının son anlarında,işgal altındaki ülkemizde azınlıklar ile 
işgalci güçler arasında müthiş şikeler,işbirlikçilikler yaşanmaktadır.

Sevr Antlaşması Haritası-Büyütmek için haritayı tıkla.

17-20 Nisan 1920 tarihlerinde Sadrazam Damat Ferit Paşa, Anadolu'da barış 
anlaşması şartlarını kabul etmeyen Mustafa Kemal'i durdurmak için İngilizlere, 
Kürtleri kullanmayı önermiştir.

Amiral de Robbeck, Lord Curzon'a Ferit Paşa ile görüştüğünü açıkladı. Robbeck, 
Ferit Paşa'nın, anlaşma şartlarına uygun olarak ayrı bir Kürt devleti kurulması 
için Kürtleri Mustafa Kemal'e karşı kullanmayı önerdiğini açıkladı.

“Kürdistan Türkiye'den tamamen ayrılıp bağımsız olmalıdır. Ermeniler ile 
Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul'daki Kürt Klübü Başkanı Seyit 
Abdülkadir ve Paris'teki Kürt delegesi Şerif Paşa hizmetimizdedir.”

— Amiral John de Robbeck,İngiliz Yüksek Komiseri,26.Mart 1920, İstanbul
Paris Barış Konferansında 1919 yılı Ocak ayında, Osmanlı delegelerinden Ermeni 
Boghos Nubar Paşa ile Kürt Şerif Paşa bağımsız bir Ermeni ve Kürt devleti 
konusunda anlaşmışlardı. Cemiyet başkanı Âyan'dan Seyit Abdülkadir de Boghos Nubar Paşa ile anlaştıklarını İngiliz Yüksek Komiserliği Danışmanı Hohler ile görüşmesinde anlatır. Ancak Abdülkadir, İngilizlerden kendilerine sunulandan 
daha fazlasını istemektedir. Bu uğurda Mustafa Kemal'i yok etme hareketine 
yardım edeceklerini açıklar. 

İngiliz politikası, doğuda bağımsız bir Kürdistan ve Ermenistan devleti 
kurulmasını amaçlıyordu. Bu sayede hem bolşevikler ile aralarında bir tampon 
bölge oluşturmayı, hem de mütareke şartlarını kabul etmeyen Kemalist milliyetçi 
güçleri meşgul etmeyi ve durdurmayı hedefliyordu. İngilizler, tarihte yaşanmış 
olaylar nedeniyle Ermeniler ile Kürtleri biraraya getirebilmenin zorluğunun 
farkına vardılar. Zira bazı Kürtler, Ermeni egemenliğine razı olmaktansa 
Türkleri tercih edeceklerdi. 23.Eylül 1920 tarihinde İngiliz dışişleri tercümanı 
Ryan raporunda, Kürtleri Türklere karşı kullanmanın çıkarabileceği ters 
sonuçları rapor eder.

I.DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI ARASINDA,09.Kasım 1918’de bir darbe ile tahttan indirilen Alman imparatoru Kayzer II.Wilhelm İsviçre'ye sürülmüş,iki gün sonra 11. Kasım.1919’da Almanya teslim olmuştur ve Alman Başkomutanı Cumhurbaşkanı olmuştur.

Bu olaydan 56 gün sonra 05.Ocak 1919’da Almanya’da Amerikan destekli ilk Faşist parti kurulmuştur.11.Şubat’ta Cumhuriyetçi yönetim hükümeti devr alır.

Faşist Parti’nin ilanından altı gün sonra Berlin’de Komünistler feci şekilde 
bastırılmışlar dır. 

23 Şubat 1919’da İtalya’da Faşist Partinin kurulmasını, Almanya’nın, Letonya, Litvanya gibi ülkeleri da yanına alarak “Anti Komintern Pakt” ülkelerini oluşturması izleyecektir.
Yani, SSCB’ye ilk duvarı sınırdan örecektir.
I.Dünya Savaşı Ortadoğu'da İngiliz toprakları.(Kırmızı)

Rusya’da bir savaş kazası olarak ilan edilen Sosyalist idare sistemine halkın 
özentisinin önlenmesi için ABD, Almanya ve arkasından bütün küresel kontrol 
alanına girecek Avrupa ülkelerinde “Nasyonal Sosyalizm’i” destekleyecektir.
Nasyonal Sosyalizm,sosyalizm’in evrensel kardeşlik ilkesinden arındırılmış, 
milliyetçi,ırkçı, kafatasçı hale getirilmiş şeklidir.Özellikleri aynen sosyalizm gibidir.

Sosyal devlet,eşitlik,ücretsiz eğitim-sağlık hizmetleri, emeklilik,çalışma saatlerinin düzenlenmesi, kadın-erkek eşitliği,çağdaş medeni hukuk,her 
vatandaşın haklarının anayasa ile korunması gibi ilkeleri de içermektedir. Sosyalizmi kendi milletine uygulama şeklidir. 
Ama,özel mülkiyetin,burjuvazinin korunması şartıyla.

Yani, bu ”Faşizm’dir.”

Alman hukukunun örnek hukuk olma nedeni de SSCB’ye komşu olması nedeniyle,halkın SSCB’ye özenmesine sebep olacak haklar ve özgürlüklerin en aza indirilmesi gayretidir.

Bu işlem Türkiye'de 1924'e kadar uzamasının sebebi de,SSCB’ye batıda sağlam bir set çekmekle meşgul olmalarından hem de bize biçilen paylaşım,idare konularında fikir birliği oluşturamama sonucudur.

İlk dayatma ile ”Türk Milliyetçiliği” kavramının oluşturulması sağlanmıştır.
Böylece,asırlardır “din kardeşliği” ilkesinde birlikte sorunsuz yaşayan Müslüman 
halk’ın içinde “kökene dayalı ayrılıkçılık tohumları” ekilecek,günümüzün “mikro 
milliyetçilik” ile açıklanan,Adalet ve Kalkınma Partisinin temsilciliğini 
yaptığı ülkemizi 36 parçaya bölme projelerine analık edecektir.
Çünkü,Türklerde hiçbir zaman “Türklük” kavramı öne çıkarılmamış aksine 
bastırılmıştır. Benim annem bile bundan iki yıl önce bir konuşmamda “Türk” 
dediğimi duyar duymaz;

-“Oğlum,biz Türk’üz ama Türk demeyecekmişsin çok günahmış,Müslümanım 
diyecekmişsin” diyerek beni uyarmıştı.Validem,1927 doğumludur.
Milliyetçilik kavramı,Sultan Abdülmecit döneminde(1789 Fransız Devriminden sonra olmasına dikkat ediniz) ilk “Türk Dili-Tarihi-Milliyetçiliği” araştırmaları,ilk 
defa Türklere özgü okul ilk okul kitaplarını kaleme almış,Nuruosmaniye’de ilk 
örnek eğitim veren okul açmış, Mecelle’nin (İlk Osmanlı Anayasası) yazarı, 
Sabetayist dönme olduğu öne sürülen, Ahmet Cevdet paşa (1822- 1895-Kavaid-i 
Osmaniye adlı kitabı ile Türkçe’nin ilk kez bilim dili olduğunu kanıtlamıştır. ”Herkesin anlayacağı surette,bir risale (Büroşur-dergi) yazıp 
Takvim’ül Edvâr tesmiye ettim ve Lisan-ı Türkî ilim lisanı olamaz diyenlere 
lisanımızın her şeye kabil olduğunu ve bu lisan ile her fenden,güzel eserler 
yazılabileceğini tasdik ettirdim”. Diyerek,verdiği eserin önemini –Maruzat’ında 
dile getirmiş,Şark’taki Türklerle ilgilenmemiz konusunu da önemle ileri sürmüş 
şuurlu bir Türkçüdür.Günümüz Türkçülerinin çoğunun ondan bir haberleri olmasa da bu böyledir.

Türkçe hakkındaki diğer eserleri,Medhal-i Kavaid,Kavaid-i Türkiyye,Belagat-ı 
Osmaniyye’ dir. ), tarafından,eğitimde dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak amacı 
ile başlattığı çalışmalarında görmekteyiz.

Cumhuriyet döneminde de başta “Kürt Milliyetçiliği” konusunda yazan ve Kürt 
Milliyetçisi olduğu iddia edilen Ziya GÖKALP (1876-1924) tarafından 
şekillenecektir.

Turancı Enver Paşa, Gagavuz Türk’ü Hıristiyan dönmesi,Talat Paşa Müslüman 
Arnavut, Cemal Paşa’nın da Gürcü Hıristiyan devşirmesi olduğu iddia edilir.

Daha o zamanlarda Atatürk’ün Boşnak,Sırp,Yahudi kökeni hakkında konuşulup 
yazıldığını biliyoruz.

Malum,henüz bir şey olmayan birini kimse bilmek bile istemez ama,bir başarıya 
imza atıp da kamuya mal olduğu zaman,seyahat için geçtiği yollarda bulunan 
köy,şehir halkları bile bu şahsın kendisinden olduğunu iddia etmeye başlar.
Atatürk’ün adı ile anılan bir çok kasabanın olması (Kemal paşa,Mustafa Kemal 
Paşa gibi) buna en güzel örnektir.

Farz edelim ki bu böyle olsun ki,o zaman “Türk Milliyetçiliği ve Turancılık ” 
kavramlarını yaratanların içinde bir tane TÜRK yoktur.
Böyle olunca da Türk Milletine de “soykırımcı” demek de hak etmediği,apaçık bir 
hakarettir.

Olay tamamen amacı “Sosyalizm’i engellemek” olan İngiliz-ABD 
koalisyonunun,kendileri dışında dayattığı devletleri parçalamak için teşvik 
ettikleri "milliyetçiliğin",Osmanlı'yı da kendi nefsi müdafaasını oluşturma 
fikrine itmesinden başka bir şey değildir.

Her zaman hatırda tutmamız gereken,Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmış,tarihe 
gömülmüş bir imparatorluktan güç bela kurtarılmış bir devlet olmasıdır.
Yeni kurulan bir devleti de egemen güçlerin bazı isteklerine uyum sağlamadan 
dünya siyaset arenasında yaşatmanın da imkanı yoktur.
Bunu unuttuğumuz an tarihimizi kötüleyen her fikre,işbirliğine kolayca hizmet 
ederiz.

İlginç ama gerçek budur.

1918 tarihli Willson ilkelerinin 1.maddesi gereği Laik Demokratik sistem" 
Osmanlı'dan ve diğer büyük devletlerden boşalan alanlarda kurulacak devletlerde Amerikan şartı" olduğu için benimsenmiştir.

19. yy.İngiliz İmparatorluğu

Daha sonra Amerika bu ilkesinin arkasında durmayınca,İngiltere bunu ret etmiş ve Afganistan'da Topal Molla olayını başlatırken Türkiye'de de Şeyh Sait ve 
Dersim,Kars, Hakkari ve diğer isyanları başlatmıştır.Ama İran'da,26 Ekim 1923'de Monarşik Cumhuriyet rejimini de,Farsi kökenli olduğunu iddia ederek tahta geçirdikleri Şah Rıza Pahlevi diktasını da aynı ilke çerçevesinde kurmuşlardır. 
Türkiye'de ilan edilen Cumhuriyet rejimi ile aralarında sadece "3-üç" gün olması 
dikkat çekicidir.
Atatürk Laik-Cumhuriyet yapılanmasını Fransız Devriminden örnek alarak bir 
yenilenme olarak gördüğü için halkın "kültürel özgürlüğe" kavuşması şartı olarak gördüğü için de koruma yoluna gitmiştir.
Batılı devletlerin ve işbirlikçileri olan,kurtuluş savaşına yardım bile 
göndermeyen,ayrılıkçı feodal,faşist Kürt ağaları ile şeyh ve pirlerinin 
Atatürk’e kızgınlıklarının başında onun Ulusalcılık ilkesine dayalı Cumhuriyeti 
kurma başarısı,ardından tekke ve zaviyelerin kapatılması,efendi,şeyh, 
pir,ağa,bey,maraba gibi sosyal sıfatların yasaklanması,kılık kıyafet 
devrimi,köleciliğin kaldırılması gelir.
Ona olan düşmanlıkları,ölümü ile de bitmeyecek,bu yüzden ilelebet 
sürecektir.Kürtler arasında "kölecilik",Atatürk'ün sağlığında çıkarılan 28 
faşist Kürt isyanı ve diğer gerici ayrılıkçı Rum siyanları yüzünden halen 
sürmektedir."15" yıllık iktidarı işbirlikçi faşist Kürt ve Rum isyanları ile 
geçen Atatürk,Kürtler'de köleciliği kaldırmaya fırsat bulamamıştır.
Ardından gelen işbirlikçi İsmet paşa ve faşist Kürt feodallerinin tam kadro yer 
aldığı Menderes ve diğer hükümetler tarafından da faşist Kürt Feodalitesi resmen kutsanmış,korunmuş, palazlandırılmıştır.

İsmet paşa’nın İngilizlerle tanışıklığı,Yemen’de görev yaptığı yıllara kadar 
uzanmaktadır. Yemen dönüşünde,Diyarbakır’da yaptığı görev sırasında da 1917 
Devrimini hazırlayan Rus kadroları ile tanışma fırsatı olmuştur.
Ama,İsmet paşa’yı etkileyen güç daima İngilizlerdir.O,"güçlü erkekle çiftleşmek 
isteyen dişi hayvanlar" gibi daima güçlüden yana olmuştur.
Onun bu özelliği SSCB'nin atom silahı yaparak "güç dengesini" eşitlemesinin 
ardından ABD'nin geliştirdiği ve Türkiye'yi kendi haline bırakacağından korktuğu 
savunma stratejisi değişikliğine kadar yani 1970'lere kadar sürecektir.
1970'de Abdi İpekçi'ye ,ABD üsleri ve ABD'nin NATO savunma stratejisini 
"Topyekün Mukavemet" kavramından "Esnek Mukavamet" kavramı şeklinde değiştirmesi konularında bir araştırma yaptırır.(Kaynak 22.5.1970 tarihli Milliyet Gazetesi Abdi İpekçi'nin İncirlik Araştırması başlıklı dizi yazıları.)

İlk defa ölmesine iki yıl kala,bu yüzden "ABD Karşıtı" olmaya başladıysa da 
artık tren varacağı istasyona varmıştır,iş işten geçmiştir.

İşte,İsmet paşanın şansı olan bu sihirli güçler,,1919 Mondros mütarekesinden 
sonra,onu birden zamanın genelkurmay başkanı olan Fevzi Çakmak paşa’nın 
yaverliğine taşıyacaktır.
Atatürk Anadolu’ya 19.Mayıs 1919’da geçtikten çok sonra İsmet paşa,Fevzi Çakmak ve İstanbul hükümetinde görevli Kürt Teali Cemiyeti üyesi bazı “faşist Kürtçü” paşaların da telkinleri ile Atatürk’e “göz kulak olması” için gönderilmiş olduğu inancı bende oluşmuştur..
I.İnönü savaşına,”ordu yönetme tecrübem yok” diye itiraz eden İsmet paşayı Fevzi Çakmak ile Atatürk’ün,İsmet paşayı adeta “”ite kaka” razı ettiklerini Ş.Süreyya Aydemir,İsmet paşa’nın 1965'de yazdırdığı “TEK ADAM” adlı kitabında anlatır.Şimdi,Kürt isyanlarına bir bakalım;

1- Kurtuluş Savaşı süresince çıkan isyanlar;

01-1919-22, Simko (Ismail Ağa) İsyanı
02-1919-11 Mayıs, Ali Batı İsyanı
03-1919-21 Mayıs, Mahmut Berzenci İsyanı
04-1921-6 Mart Dersim- Koçgiri İsyanı

2-Cumhuriyet dönemi İsyanları;

05- Mart.06.1924-İsmet paşa başbakanlık’tan alınır.
05-1924-Nisan Eylül,Hakkari Beytüşşebap İsyanı.
06-1924-Eyl.12 Nasturi İsyanı-İngilizler Hakkariyi isterler.İngiliz destekli isyandır.
06- Ksm.22.1924 Görevden alınır.Üç ay sonra,
07--1925-13 Şubat, Lice-Muş,Van-Elazığ Şeyh Said İsyanı-İngilizlerin Türkiye’ye sormadan . Hakkari sınırını çizmelerine karşı Atatürk’ün savaşa kalkıştığı 
      sırada çıkar.
08-1925-10 Haziran, Nehri İsyanı (Şeyh Said’in dedesi Şeyh Ali Septi’nin talebeleri.Koçgiri . İsyanını çıkaranlar.)
09-1925-7 Ağustos, Reşkotan-Raman İsyanı
10-1925.Kasım-1. Sason İsyanı
11--1926-16 Mayıs, 1.Ağrı İsyanı
12-1926-21 Ocak, Hazro İsyanı
13-1926-7 Ekim, Koçuşağı İsyanı
14-1927-26 Mayıs , Mutki İsyanı
15-1927-13 Eylül 2.Ağrı İsyanı
16-1927-7 Ekim Bıcar İsyanı
17-1929-6 Temmuz, İt Resul İsyanı
18-1929-20 Eylül, Tendürek İsyanı
19-1930-26 Mayıs, Savur İsyanı
20-1930-20 Haziran, Zilan (Zeylan) İsyanı
21-1930-21 Temmuz, Oramar İsyanı
22-1930-7 Eylül, 3.Ağrı İsyanı
23-1930-24 Ekim, Dersim-Pülümür İsyanı
24-1930- Eylül, 2. Mahmut Berzenci İsyanı
25-1931- Kasım, Şeyh Ahmet Barzani İsyanı
26-1937- Ocak, 2. Sason İsyanı
27-1937- 21 Mart,I. Dersim İsyanı
28- 1938 I.ve II.Dersim isyanları

2. Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,,

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder