MOSKOVA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MOSKOVA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2017 Salı

Medvedev’in Suriye Ziyareti ve Türkiye

Medvedev’in Suriye Ziyareti ve Türkiye


Hasan Kanbolat, 
05 MAYIS 2010 
ORSAM Başkanı, 
hasankanbolat@orsam.org.tr

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, 10-11 Mayıs’ta Suriye’yi, 11-13 Mayıs’ta da Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Medvedev'in Suriye ziyareti Sovyetler Birliği’nden sonra Rusya Federasyonu’ndan Suriye'yi ziyaret edecek olan ilk Rus devlet başkanı olması bakımından önem taşıyor. Suriye, Soğuk Savaş yıllarında Moskova'nın Ortadoğu’daki kalesiydi. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası Rusya Federasyonu kendini toparlayana kadar Moskova’nın Şam’a ilgsi azalsa da 2000’li yıllarda ikili ilişkiler yeniden canlandı. Özellikle, Ağustos 2008'de (8/8/8) gerçekleşen savaşın ardından Şam tercihini Moskova olarak yaptı. Savaştan hemen sonra Rusya Federasyonu’nun Karadeniz’deki tatil kenti Soçi'de Medvedev ile bir araya gelen Esad, Moskova’nın yanında olduğunu açıkça belirtmişti. Obama'nın iktidara gelmesinin ardından düzelme eğilimine giren Suriye-ABD ilişkilerinin, Şam'ın Lübnan'daki Hizbullah militanlarına füze ve silah gönderdiği gerekçesi ile yeniden bozulması ve Washington’un bu ülkeye yönelik yaptırımları bir yıl daha uzatması da Şam-Moskova yakınlaşmasının hızlanmasına neden oldu.

Medvedev'in Şam'da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir araya gelmesi ve ikili ekonomik ve askeri ilişkilerin geliştirilmesini öngören anlaşmalar imzalanması bekleniyor. Rusya Federasyonu ile Suriye arasında Soğuk Savaş yıllarında mevcut olan sıcak askeri ilişkilerin tekrar eski düzeyine döndüğü de açık bir gerçektir. Suriye’nin Rusya Federasyonu’ndan silah almaya devam etmesi, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği tarafından ikmal ve bakım üssü olarak kullanılan Suriye’nin Tartus limanının, 2017 yılında kira sözleşmesi sona erecek olan Ukrayna-Kırım’daki Rus deniz üssüne alternatif bir arayış olarak yeniden gündeme gelmesi ikili askeri ilişkilerin geliştiğinin işaretleri olarak yorumlanmaktadır. Ekonomik ilişkilere bakılacak olunursa, 1993’de Suriye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan ticari, ekonomik ve teknik işbirliği anlaşması ile iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde somut gelişmeler zaten yaşanmaya başlamıştı. Söz konusu anlaşma çerçevesinde Suriye-Rusya Federasyonu Ticari ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu oluşturulmuştu. Söz konusu işbirliği, ticaret, enerji, toprak reformu, sulama, petrol ve gaz sanayi ve ulaştırma alanlarını kapsamıştı. Esad’ın 2005 yılında Moskova’ya yaptığı resmi ziyaret ile birlikte ikili ekonomik ilişkiler daha da gelişmişti. Esad’ın Moskova ziyareti sırasında, karşılıklı yatırımların teşviki ve korunması, uluslararası kara taşımacılığı, Suriye Petrol Bakanlığı ve Rusya Syur Neft Gaz Şirketi arasında petrol ve gaz alanında işbirliği anlaşması, bankacılık alanında işbirliği anlaşması, standartlar alanında anlaşma muhtırası, Suriye ve Rusya işadamları konseyi ortak işbirliği anlaşması ve Suriye’de gaz arıtma tesisi anlaşması imzalanmıştı.

Günümüzde Suriye, Rusya Federasyonu’na ağırlıklı olarak yaş meyve ve sebze, yağ, tohum, tekstil, ev gereçleri, mobilya ihraç ediyor. Türkiye, Rusya Federasyonu’na Rusların çıkarttığı zorluklar nedeniyle yaş meyve ve sebze satmakta zorlanırken, Türkiye’den daha ilkel koşullarda üretim yapan Suriye bu konuda hiçbir sıkıntı ile karşılaşmamaktadır. Suriye-Rusya Federasyonu dış ticaret hacmi 2000 yılında 166 milyon dolar İken 2009 yılında 1 milyar doları aşmıştır.

Suriye-Rusya Federasyonu ilişkilerinin iyi olması Soğuk Savaş yıllarında Türkiye için bir sıkıntı kaynağı olmuştu. Ancak, günümüzde gerek Suriye gerek Rusya Federasyonu ile iyi ilişkiler kurmuş olan Türkiye için söz konusu durum negatif değil pozitif bir olgu haline gelmeye başlamıştır. Örneğin, Türkiye’nin güneyindeki yaş meyve ve sebze üreticileri, Türk tekstilcileri üretimlerini Suriye’ye kaydırarak Suriye üzerinden Rusya Federasyonu’na ihracata başlamışlardır. Suriye’ye giden Medvedev, Soğuk Savaş yıllarının izole edilmiş ülkesi Suriye ile değil, Türkiye üzerinden dünyaya açılmaya başlayan Şam ile karşılaşacaktır. Bu nedenle, Suriye’nin dinamiğini belirleyen artık Moskova değil Ankara-İstanbul olmaya başlamıştır.
   
  
 05 MAYIS 2010 

http://orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=781


***


11 Ekim 2017 Çarşamba

MOSKOVA’NIN BAŞARISI: ANKARA’DAN SONRA RİYAD DA ASTANACI OLDU

MOSKOVA’NIN BAŞARISI: ANKARA’DAN SONRA RİYAD DA ASTANACI OLDU



Mehmet Ali Güller
7 Ekim 2017
ABC Gazetesi


Suudi Arabistan Kralı Selman’ın Moskova ziyareti, Rusya’nın Suriye sahasındaki ikinci büyük kazanımının işaretlerini verdi.
Birincisi Türkiye’ydi. Moskova sahada Atlantik kampı içinde Esad’a karşı konumlanan en önemli kuvvet olan Türkiye’yi, Türkiye’nin de manevraya ihtiyaç duyduğu bir zamanda yanına çekti.
Bu durum sahada üç ciddi sonuç yarattı:
1- Sahada ABD cephesini zayıflattı ve Türkiye-Suudi Arabistan-Katar üçlüsünü bozdu.
2- Cenevre sürecinin tam karşısına Astana sürecini koydu.
3- Esad’ın Halep’i almasını ve kuzeye doğru yönelebilmesini sağladı.
Kuşkusuz henüz Ankara-Şam anlaşmasının olmamasından kaynaklanan sıkıntılar sürmekte, AKP hükümetinin iki tarafla da iş tutmayı esas alan ikircikli çizgisi süreci geciktirmektedir. 
Bu ise en çok PYD’ye yaramaktadır!

RİYAD 3 CEPHEDE SIKIŞTI
Ankara’nın Moskova desteğiyle Suriye’deki pozisyonunu değiştirmeye başlaması, sahada en başından beri var olan Türkiye-Suudi Arabistan-Katar üçlü cephesini de böldü. Bunun pratikte sahada desteklenen örgütlerin ayrışmasına kadar varan yansımaları oldu.
Şimdi Moskova, tam da Ankara’nın ihtiyaç duyduğu türden bir manevraya ihtiyaç duyduğu anda, Riyad’a da el uzattı. Riyad’a Yemen konusunda bir jest yaparak Kral Selman’ın Moskova’ya gelmesini sağladı. Rusya, Riyad’ın desteklediği Yemen yönetiminin Moskova’ya atamaya çalıştığı üç ismi de reddettikten sonra, dördüncüyü onaylayarak bu jesti yaptı.
Evet, Riyad üç büyük sorunla karşı karşıyaydı:
1- savaş ilan ettiği Yemen’deki tıkanma ve işin içinden çıkamaz durumda olması.
2- körfez krizi. Suudi öncülüğündeki Körfez ülkelerinin Katar’ı hedef alması umulan sonuçları doğurmadı, tersine hem Riyad’ın hem de Doha’nın Washington’dan yüklü silah almasıyla sonuçlandı. Dahası Pentagon krizden sonra Katar’la askeri tatbikat yapmışken, diğer körfez ülkeleriyle yapacağı tatbikatları krizin sürmesini gerekçe göstererek erteledi. Ve en başında açıkça Riyad’ı destekleyen ve Doha’yı uyaran Trump yönetimi, şimdi Doha’ya yönelik Riyad öncülüğündeki yaptırımların son bulmasını istiyor.
3- Diğer yandan ABD’nin sırf Rusya’yı sıkıştırabilmek için petrol fiyatlarını Suudi Arabistan faktörüyle düşük tutma politikası, Moskova’dan önce Riyad’ı vurdu. Öyle ki geçen sene Suudi Arabistan en sonunda Rusya’yla düşük fiyata karşı anlaşmak zorunda kaldı.
İşte Kral Selman’ın Rusya ziyareti bu şartlarda gerçekleşti.

RİYAD’DAN ASTANA SÜRECİNE DESTEK İLANI

Peki Kral Selman’ın Moskova ziyaretinden somut neler çıktı?
Öncelikle belirtelim: Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr’in, ülkesinin Moskova ile ilişkilerinin “tarihi anı” yakaladığını ilan etmesi karşılıklı kazançların seviyesine işaret etmektedir.
Zira toplamda değişik alanlarda 14 önemli anlaşma imzalanmıştır. Ancak asıl önemlisi şu iki gelişmedir:
1- Riyad, Moskova’da Astana sürecini desteklediğini ilan etti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “Putin ve Kral Selman Suriye konusunda anlaştı” derken, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr “Astana sürecine ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne destek verdiklerini” açıkladı.
Böylece Moskova, Ankara’dan sonra Riyad’ı da karşı cepheden söküp almış oldu!
2- Diğer yandan Türkiye’den sonra Suudi Arabistan’ın da Rusya’dan S-400 alabileceği gündeme geldi.
Bu konuda henüz bir netlik olmasa da, konunun masaya gelmiş olması çok çok önemli. Zira Suudi Arabistan büyük silah üreticileri açısından çok değerli bir müşteridir.

DİPLOMASİ ÖRNEĞİ: MOSKOVA’NIN KÖRFEZ’DEKİ TUTUMU

Bitirirken, büyük devletlerin nasıl diplomasi yürüttüklerini anlamak açısından Moskova’nın körfez krizine yaklaşımına bakalım. Zira Kral Selman’ın Moskova’ya gelebilmesini, biraz da o krizdeki Moskova tavrı belirlemiştir.
Riyad öncülüğündeki Körfez ülkeleri Katar’ı hedef aldığında ne olmuştu? Başta ABD olmak üzere Almanya hariç neredeyse tüm Batı kampı Suudileri desteklemiş ve Katar’a cephe almıştı. Türkiye ise herkesten önce, gaz sahası ortağı İran ve ticaret partneri Almanya’dan önce Katar’a destek vermişti.
Rusya ise ne müttefikleri İran ve Türkiye gibi hızla Katarcılık yapmış, ne de Batı’ya uyup Suudicilik yapmıştı. Tarafsız kalmış, tarafları sükunete davet etmiş, iki tarafla da “barışma” hedefli temaslar yürütmüştü.
Peki ne oldu? Başta Suudicilik yapan ABD Katar’a destek vermeye başladı ama bu iki farklı konumlanışında da büyük silah satışlarıyla kazanç sağladı. Katar’a herkesten önce destek veren ve asker gönderen Türkiye ise diğer ülkeler krizden kazançlar elde ederken, kazansız ortada kaldı.
Rusya ise “tarafsız ve barışçı” pozisyonu ile orta ve uzun vadeli diplomatik başarı kazandı, şimdi tek tek ülkeleri bölgedeki saflaşmada bölge cephesine kaydetmeye çalışıyor…



***